Fasıl 13 Balıkçılık


Ortak Balıkçılık Politikasının Unsurları

BALIKÇILIK YÖNETİMİ

Ortak Balıkçılık Politikasında yeni reform ile birlikte balıkçılık yönetiminde kaynakların korunmasına ilişkin bir takım hedefler belirlenmiştir. Bu kapsamda, 2015 yılına kadar maksimum sürdürülebilir ürünün kullanılmasına ilişkin başarı elde edilmesi ve en geç 2020 yılına kadar tüm stoklarda artan oranda bunun sağlanması hedeflenmiştir. Ayrıca karaya çıkış zorunluluğunun kademeli olarak başlanması ile istenmeyen avların azaltılması planlanmaktadır. Son olarak bölgeselleşme ve daha kapsamlı olarak paydaş danışma katılımı ile OBP'nin kuralları ve yönetim yapısı revizyondan geçmiştir.

Balıkçılık yönetimi tüm balıkçıların kuralları adil bir şekilde uygulaması ve uyum sağlaması amacıyla veriye, bilimsel tavsiyeye ve kontrol tedbirlerine dayalıdır.

Balıkçılık yönetimi iç kontrol, dış kontrol veya her ikisinin kombinasyonundan oluşabilir.

İç kontrol sulara erişim kurallarıav çabası kontrolleriteknik önlemlerden oluşur.

Sulara Erişim Kuralları:

AB'de genel kural olarak tekne kayıt sistemine kayıtlı olan teknelerin hepsi tüm AB sularına ve OBP altında yönetilen tüm kaynaklara eşit erişim hakkına sahiplerdir. Balıkçılık yapma hakkı balıkçılık ruhsatı ile verilmektedir.

Eşit erişim hakkına ilişkin iki geçici istisna getirilmiştir:

  • Kıyısı bulunun AB Üye Ülkeleri'nin kıyılarından 12 mile kadar olan sularda balıkçılık geleneksel olarak bu sularda avlanan teknelerin lehine sınırlandırılabilir.
  • Avrupa'nın çevre dışı bölgelerinin kıyılarından 100 mile kadar olan sular bu bölgelerdeki limanlara kayıtlı teknelerin ve geleneksel olarak bu sularda avlanan teknelerin lehine sınırlandırılabilir.

Av Çabası Kontrolleri

Av çabası yönetimi bir filonun av kapasitesinin ve denizde geçirdiği gün miktarının sınırlandırılması çalışmalarının birleşimidir. Av çabası sınırlamaları genel olarak, daha çok başvurulan Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarı sistemine ek olarak kullanılmaktadır.

Av çabası sınırlamaları belirli stok veya stok grubunun yönetimine yönelik çok yıllı planlar altında veya alan temelli olarak belirli durumlarda kullanılmaktadır. Av cabası sınırlamalarına Kuzey Atlantik'teki dil ve pisi balığı yönetim planları ve batı sularında avcılığı düzenleyen kurallar örnek olarak gösterilebilir. Aynı zamanda, Akdeniz'deki yönetim planları da zaman zaman av çabası sınırlamaları merkezinde yürütülmektedir.

Teknik Önlemler

Teknik önlemler balıkçıların nasıl, nerede ve ne zaman avlanacaklarını yöneten bir dizi kurallar bütünüdür. Bu kurallar Avrupa'nın tüm deniz havzaları için oluşturmakta ve fakat bölgesel durumlara göre bir havzadan diğerine değişiklik göstermektedir.

Teknik önlemler şunları içerebilir:

  • minimum kayaya çıkarma boyu ve minimum koruma boyu
  • av araçlarının dizaynı ve kullanımına ilişkin ayrıntılı tanımlamalar
  • ağlar için minimum ağ gözü açıklığı
  • istenmeyen avcılığın azaltılması için seçici av aracı gereklilikleri
  • avlanmanın yasak olduğu alanlar ve sezonlar,
  • yan avlara ilişkin kısıtlamalar
  • avcılığın deniz ekosistemi ve çevre üzerindeki etkisini azaltıcı tedbirler

Dış kontroller ise çoğunlukla toplam müsaade edilebilir av miktarı yoluyla belli bir balıkçılıktan balık miktarını kısıtlanması ile oluşur.

Toplam Müsaade Edilebilir Av Miktarı

TAC belirleme, belirli bir bölgede spesifik olarak seçilen bir türün belirli bir mevsim veya dönem süresince avlanabilecek miktarları için maksimum bir seviye tespitini içeren ve filo tarafından yakalanacak tüm balık miktarını doğrudan sınırlamayı amaçlayan bir yönetim aracıdır.

Balıklar gerek doğal sebeplerle, gerekse avcılık sebebiyle öldüğünden balık stoklarının kendini yenilemesi gerekmektedir. Stokları yenilemek üzere yeterli olgunluğa ulaşmış balık olması için, küçük balıkların büyümeye ve üremeye bırakılması gerekir. OBP her yıl güvenli bir şekilde yakalanacak maksimum balık miktarını tespit eder. Toplam müsaade edilebilir av miktarı (TACs) olarak adlandırılan bu maksimum miktarlar belirlenirken, belirli bir zamanda, belirli bir stoktan yakalanabilecek maksimum balık miktarının sabitleştirilmesi gerekir.

Toplam müsaade edilebilir av miktarları belirlenirken Komisyon, ICES ve STECF gibi danışma kuruluşlarından stok durumu hakkında bilimsel tavsiyeyi temel alarak önerilerini hazırlamaktadır. TAC'lar çoğu stok için yıllık olarak düzenlenmekte olup derin deniz stokları için her iki yılda bir düzenlenmektedir.

AB'nin 2014 yılı kota dağılımı için tıklayınız.

Iskarta ve Karaya Çıkarma Zorunluluğu

Iskarta istenmeyen avların denize ölü ya da canlı olarak geri bırakılmasıdır. Yeni OBP karaya çıkarma zorunluluğunu getirmesi ile birlikte ıskarta uygulamasını yürürlükten kaldırmayı hedeflemektedir. Karaya çıkarma zorunluluğu Avrupa sularındaki bütün ticari balıklar için 2015 - 2019 yılları arasında kademeli bir geçiş öngörmektedir.

Tüm avlar karaya çıkarma zorunluluğu kapsamında kotalara karşı gemide, karada ve sayılı olarak tutulmak zorundadır. Yeni düzenlemeye göre, belli bir boyutun altındaki balıklar ise insan tüketimi amacıyla dahi olsa pazarlanamamaktadır.

Veri Toplama ve Bilimsel Tavsiye

AB balıkçılık yönetimi AB ülkeleri tarafından toplanan, yönetilen ve sağlanan verilere dayanmaktadır. Veri toplama çerçevesi kapsamında AB ülkelerinden toplanan kesin veriler bilimsel tavsiye faaliyetlerinde bulunan ICES ve STECF gibi kuruluşların çalışmalarının temelini oluşturmaktadır.

Filo Kapasitesinin Yönetimi-Balıkçılık Filosu

Balıkçılık kapasitesinin yönetimi zaman içinde filoların balıkçılık kapasitesi ve avlanma kotası arasındaki istikrarlı ve sürekli bir dengenin sağlanması amacına hizmet eder.

Aşırı kapasiteli filo kesimlerinde üye devletler dengeyi sağlamak için örneğin balıkçı teknelerinin kamu yardımından çıkarılması aracılığıyla bir eylem planı çerçevesinde tedbir alırlar. Bir üye devlet eylem planının raporlanmasında başarısız olması ya da uygulamaması durumunda, ilgili AB fonlarından orantılı olarak ertelenmesi ya da kesintiye uğramasına neden olabilir. Her AB üye ülkesi için avlanma filo kapasitesinin üst limiti kilowatt (kW) ve gros ton (GT) cinsinden oluşturulur. Yeni balıkçı tekneleri sadece filodan çıkarılan aynı filo kapasitesinde (kW ve GT)  filoya giriş yapabilir. Bu "giriş-çıkış" sisteminden dolayı Avrupa'nın filo kapasitesi arttırılamaz.

Balıkçılık Bilgi ve İstatistikleri

 Av baskısı ve habitat bozulmaları ile ilgili mevcut ticari ve biyolojik baskılar altında balık stoklarının sürdürülebilirliği, rasyonel bir yönetim gerektirmektedir. Yönetimin etkinliği kaliteli bilgi akışına ve bu bilgilerin uygun biçimde analizine (veri dahil) bağlıdır. Bu nedenle yeterli bir veri toplama sistemine ve bilgi dağıtım kanallarına ihtiyaç vardır.

Balıkçılık verilerinin toplanması genellikle balıkçılıkla ilgili bir kamu kuruluşu tarafından yürütülmektedir, fakat su ürünleri araştırma kuruluşları, üniversitelerin balıkçılık bölümleri, resmi balıkçılık birimleri, özel sektör danışmanları veya şirketleri gibi birçok organizasyon ve kuruluş da rol almaktadır.

Balıkçılık verilerinin doğrudan elde edilmesinde yararlanılan en önemli araç AB balıkçılık kayıt defteridir (logbook). Veri kayıt sayfası olduğu kadar bilgiler karaya çıkış noktaları ve balık satışlarından de elde edilir. Ayrıca, ICES (Uluslararası Deniz Kaynakları Değerlendirme Konseyi) gibi diğer bazı kuruluşlar da AB'ye veri göndermektedir.

ULUSLARARASI POLİTİKA

Avrupa Birliği, dünyanın en büyük balıkçılık pazarı ve balık ve balıkçılık ürünlerinin net ithalatçısı durumundadır. Avrupalı balıkçı tekneleri tarafından yakalanan balığın dörtte birinden daha fazlası AB sularının dışında avlanmaktadır. AB, her üç yılda bir belirli balık ve balıkçılık ürünleri için otonom tarife kotaları uygulamaktadır. Otonom tarife kotaları belirli miktardaki ürünün %0, %4 veya %6 gibi azaltılmış tarife kotaları ile AB'ye ithalatına olanak sağlamakta; böylece hem işleme sektörü için hem de talebin iç üretim ile karşılanamadığı durumlarda, AB'ye ham madde tedariğinin artmasına yardımcı olmaktadır.

Son yıllarda OBP'nin uluslararası boyutu büyük önem kazanmıştır. Sorumlu avcılığı sağlamak için, balık kaynaklarının yönetim yöntemleri üzerinde anlaşmak amacıyla, bölgesel balıkçılık organizasyonları ve uluslararası kuruluşlarda yürütülen müzakerelerde ve üçüncü ülkeler ile yapılan ikili ve çok taraflı anlaşmalarda artış yaşanmıştır. Balık ürünlerinin uluslararası ticareti de Birlik için önem kazanmıştır. Balık ürünlerinde küresel bir pazarın varlığı gerek seçim imkânı gerek fiyatlar açısından çeşitli avantajlar getirmektedir. Ancak, avantajlarının yanı sıra, bu durum, kamu sağlığının korunması ve sorumlu avlanma için büyük riskler de taşımaktadır. Bu iki büyük riski engellemek amacıyla, uluslararası işbirliğine giderek daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır.

Avrupa balıkçılık filosunun büyük bir bölümü, ya uluslararası sularda ya da Birliğin yaptığı balıkçılık anlaşmaları ile üçüncü ülkelerin yargı yetkileri dâhilindeki sularda avlanmaktadır. "Birçok üye olmayan devletin ilan ettiği münhasır ekonomik bölgelerin (EEZs) veya münhasır avcılık alanlarının kurulmasını müteakiben balıkçılık anlaşmalarının sonuçlandırılması" ve "açık denizler gibi münhasır ekonomik bölgelerin dışındaki stokların rasyonel olarak kullanılmasını amaçlayan çeşitli uluslararası konvansiyonlara AB'nin üye ya da gözlemci olarak katılımı" olmak üzere iki ana özelliği olan uluslararası balıkçılık ilişkileri konusu, iç kaynakları hızla tükenmekte olan AB için gittikçe önem kazanmaktadır.

Birlik, balıkçılık alanında uluslararası ilişkilerde kendine özgü bir rekabete sahiptir. Avrupa Komisyonu, Topluluğu temsilen üçüncü ülkeler ve değişik Bölgesel Balıkçılık Yönetim Örgütleri (RFMO'lar) ile balıkçılık anlaşmalarını müzakere etmekte ve sonuçlandırmaktadır.

İki Taraflı Anlaşmalar:

İkili balıkçılık anlaşmaları, AB ve üçüncü ülkeler arasında, Birlik filosunun üçüncü ülke sularına ulaşmasında genel bir çerçeve ortaya koymaktadır. Balıkçılık anlaşmalarının yapısı, taraf ülkelerin çıkarlarına göre değişiklik arz etmektedir. Kendi balık kaynaklarına işletme imkânını sağlayan güçlü filolara sahip kuzey ülkeleri ile karşılıklılık ilkesine dayanan anlaşmalar yapılmıştır. Birlik ve bu ülkeler, birbirlerinin sularında karşılıklı olarak avlanma imkânını kullanabilmektedir. Kendi balıklarını işleme imkânı olmayan diğer ülkeler ile de; avlanma alanlarına erişime karşılık, Birliğin mali bir bedel ödediği türe ilişkin anlaşmalar imzalanmıştır. Bu bedel sadece ilgili ülkenin devlet bütçesine bağış seklinde değil, aynı zamanda, avlanma araştırmaları, avlanmanın yönetimi için eğitim, küçük ölçekli avlanmaya yardım gibi ilgili ticari ortağın çıkarlarına etki edebilecek alanlara bağış şeklinde de olabilmektedir.

AB, "Balıkçılık Ortaklık Anlaşmaları" ve "Kuzey Ülkeleriyle Yapılan Anlaşmalar" olmak üzere üçüncü ülkelerle iki tür balıkçılık anlaşması yapmaktadır. Balıkçılık Ortaklık Anlaşmaları'nda AB, genellikle güney ülkelere, balıkçılık hakkı elde etmesine karşılık finansal ve teknik destek vermektedir. Orkinos balığı üzerine ve karışık balık stokları üzerine yapılan bu anlaşmalarda AB filosu üye olmayan ülkelerin münhasır ekonomik bölgelerinde avlanma hakkı kazanır; bunun karşılığında üçüncü ülkeler Avrupa Birliği'ndeki üye devletlerin münhasır ekonomik bölgelerine ulaşım hakkı ve sektörel mali destek alırlar. Bu anlaşmalar ayrıca tüm AB teknelerinin aynı kontrol ve şeffaflık ilkelerine uymasını garanti ederek "kaynakların korunması" ve "çevresel sürdürülebilirlik" üzerinde de yoğunlaşır. Kuzey Ülkeleriyle Yapılan Anlaşmalar'da ise Norveç, İzlanda ve Faroe Adaları ile ortak stokların birlikte yönetimi sağlanmaktadır.

AB Üyesi Olmayan Ülkelerle Yapılan Balıkçılık Anlaşmalarının Listesi (21.05.2015 tarihi itibariyle)

ÜlkeSona Erme TarihiTürYıllık Avrupa Komisyonu Desteği (€)Balıkçılık politikası Geliştirmeye Ayrılan Miktar (€)
AngolaYürürlükte protokol bulunmamaktadır
Cape Verde22.12.2018Orkinos550 000 / 500 000 275 000 / 250 000
Komoros Adaları31.12.2016Orkinos600 000300 000
Fildişi Sahilleri30.06.2018Orkinos680 000257 500
Gabon23.07.2016Orkinos1 350 000450 000
GambiyaYürürlükte protokol bulunmamaktadır
Grönland31.12.2015Karışık17 847 2442 743 041
GineAnlaşma ve protokol geçici olarak 2009 yılı süresince uygulanmış fakat sonradan lağvedilmiştir.
Gine-Bisav23.11.2017Karışık9 200 0003 000 000
Ekvator GinesiYürürlükte protokol bulunmamaktadır
Kiribati15.9.2015Orkinos1 325 000350 000
Madagaskar31.12.2018Orkinos1 566 250 / 1 487 500700 000
Moritanya15.12.2014 tarihinden beri yürürlükte protokol bulunmamaktadır
Morityus27.01.2017Orkinos660 000302 500
Mikronezya25.2.2010 tarihinden beri yürürlükte protokol bulunmamaktadır
Fas27.02.2015Karışık30 000 00014 000 000
Mozambik31.01.2015Orkinos980 000460 000
Demokratik Sao Tome ve Principe Cumhuriyeti22.05.2018Orkinos710 000 / 675 000325 000
Senegal19.11.2019Orkinos (+mezgit)1 808 000 / 1 668 000750 000
Seyşel Adaları17.01.2020Orkinos

5 350 000 (2014)

5 000 000 (2019)

2 600 000
Solomon Adaları9.10.2012 tarihinden beri yürürlükte protokol bulunmamaktadır

Kuzey Ülkeleriyle Yapılan Anlaşmalar

ÜlkeDönem
Faroe Adaları2006 - 2012
İzlanda2009 - 2015
Norveç2009 - 2015

 

Çok Taraflı Anlaşmalar:

Açık denizlere uygulanan uluslararası kurallar 1994 tarihinde yürürlüğe giren BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) ile oluşturulmuştur. Birlik, Birleşmiş UNCLOS gibi uluslararası anlaşmaların geliştirilmesi konusunda aktif bir role sahiptir. Bu tür anlaşmalar, denizler ve okyanuslar için bir hukuk düzeni oluşturmayı ve denizler ile okyanusların barışçıl amaçlar için kaynaklarının eşit ve etkin kullanımını, canlı kaynaklarının korunmasını ve denizel çevrenin korunması ve muhafaza edilmesini teşvik etmeyi hedeflemektedir. UNCLOS'un önemli bir unsuru sürdürülebilir balıkçılığın sözleşmeyi imzalayan tüm devletler tarafından garanti edilmiş olmasıdır.

UNCLOS'un kabulünden itibaren, açık denizlerde, özellikle sürdürülebilir balıkçılığın nasıl sağlanacağı üzerine bazı anlaşmalar geliştirilmiştir. Bunlardan biri 1995 yılında kabul edilen "BM Ayrık Balık Stokları ile Büyük Sürü Oluşturan Göçmen Balıkların Stoklarının Korunması Anlaşması" (Agreement on Straddling Stocks and Highly Migratory Fish Stocks)'dır.

Ayrıca Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) yönetiminde, Koruma ve Yönetim Tedbirlerine Uyum Konusunda Anlaşma (1993) ve Sorumlu Balıkçılık Anlaşması (1995) kabul edilmiştir.

AB, 22 Kasım 2009 tarihli FAO Konferansının 36. Oturumunda kabul edilen ve bugüne kadar toplam 22 ülke tarafından imzalanan "Yasa Dışı, Kayıt Dışı ve Düzensiz Balıkçılığın Önlenmesine Dair Liman Devleti Önlemleri Hakkında Uluslararası Anlaşma'ya" (Agreement on Port State Measures to Prevent, Deter and Eliminate Illegal, Unreported and Unregulated Fishing) da taraftır. Uluslararası balıkçılık gündeminde en önemli sorunlardan birisi yasadışı, kayıt dışı ve düzensiz balıkçılığın engellenmesi olup, anlaşma bunun sağlanmasına yönelik olarak bağlayıcı yasal bir çerçeve oluşturulmasını sağlamak üzere hazırlanmıştır. Anlaşma ile bu alanda, uluslararası düzeyde işbirliği içerisinde, önlemler alınması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede liman devletleri tarafından etkin tedbirlerin alınması ve yasa dışı balıkçılığa karışmış olan teknelerin limanlara kabul edilmemesi gibi yaptırımların uygulanması öngörülmektedir.

AB, balıkçılık konusundaki diğer anlaşma ve sözleşmelere de katılmaktadır. Bunlardan biri 2002 yılı Sürdürülebilir Kalkınma Dünya Zirvesi'nde avcılığın 2005 yılına kadar maksimum sürdürülebilir ürün (maximum sustainable yield) oranına düşürülmesi ve balıkçılık yönetiminde ekosistem yaklaşımının kullanılması konusunda verilen taahhüttür. AB, ayrıca, Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Sözleşme'ye ve Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme'ye (CITES) taraftır.

Bölgesel Balıkçılık Örgütleri ile İlişkiler (RFMOs):

Avrupa Birliği sürdürülebilir balıkçılığı sağlamada tam olarak rol almak istemektedir. Bu yüzden birkaç bölgesel balıkçılık örgütüne başvurmuştur. Bu örgütlerden bazılarına tam üyedir; diğerlerine ise gözlemci olarak katılmaktadır.

Bölgesel balıkçılık kuruluşları uluslararası anlaşmalarla kurulmuştur. Bu kuruluşlar, derin deniz balık kaynaklarının yönetim yolları üzerinde anlaşma sağlamak üzere bir araya gelen hükümet temsilcilerine bu konuda bir çerçeve sunarlar. Bunların asıl amacı, önemli denizlerde balık kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını ve muhafazasını sağlamak için bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesidir. Söz konusu kuruluşlar, bilimsel kanıtlar üzerine inşa edilmiş olan yönetim tedbirlerine ilişkin tavsiyelerde bulunurlar.

Bölgesel kuruluşların yönetim tedbirleri şunları içermektedir:

  • İlgili balıkçılık bölgelerinden maksimum avlanma veya toplam kabul edilebilir avlanma düzeylerinin (TAC) saptanması (TAC'ler organizasyonun üyeleri arasında bölünebilir),
  • Bazı bölgelerde, avlanmanın, tüm yıl boyunca veya bazı özel zamanlarda kapatılması,
  • Bazı avlanma aletlerinin ve tekniklerinin düzenlenmesi veya yasaklanması,
  • Birbirlerinin gemilerini denetlemek amacıyla, imzacı tarafların kontrol uzmanlarına yetki veren ortak kontrol veya uygulama planları oluşturmaları.

Birlik, sürdürülebilir avlanmayı teşvik etmek istemektedir. Bu nedenle bir dizi bölgesel balıkçılık kurulusuna üyelik için başvurmuştur. Birliğin üyesi/taraf olduğu kuruluşlar:

  • Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO),
  • Kuzeybatı Atlantik Balıkçılık Örgütü (NAFO),
  • Kuzeydoğu Atlantik Balıkçılık Komisyonu (NEAFC),
  • Hint Okyanusu Ton Balığı Komisyonu (IOTC),
  • Kuzey Atlantik Salmon Koruma Örgütü (NASCO),
  • Uluslararası Baltık Denizi Balıkçılık Komisyonu (IBSFC),
  • Antarktik Deniz Canlı Kaynaklarının Korunması Komisyonu (CCAMLR),
  • Atlantik Ton Balıklarının Korunması Uluslararası Komisyonu (ICCAT),
  • Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM),
  • Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD),
  • Inter-Amerikan Tropik Ton Balığı Komisyonu (IATTC),
  • Dünya Ticaret Örgütü (WTO),

Avrupa Komisyonu AB'yi, AB filosunun ya çalıştığı ya da ileride çalışmakta yarar gördüğü 6 orkinos türü Bölgesel Balıkçılık Örgütü ve 11 orkinos türü dışı Bölgesel Balıkçılık Örgütü'nde temsil etmektedir. Bu örgütler şunlardır:

Orkinos Örgütleri:

  • Atlantik Ton Balıklarının Korunması Uluslararası Komisyonu (ICCAT)
  • Hint Okyanusu Ton Balığı Komisyonu (IOTC)
  • Orta ve Batı Pasifik Balıkçılık Komisyonu (WCPFC)
  • Inter-Amerikan Tropik Ton Balığı Komisyonu (IATTC),
  • Uluslararası Yunus Balığını Koruma Programına İlişkin Anlaşma (AIDCP),
  • Güney Orkinoslarının Korunması Komisyonu (CCSBT).

Orkinos Türü Dışı Örgütler:

  • Kuzeydoğu Atlantik Balıkçılık Komisyonu (NEAFC),
  • Kuzeybatı Atlantik Balıkçılık Örgütü (NAFO),
  • Kuzey Atlantik Salmon Koruma Örgütü (NASCO),
  • Güneydoğu Atlantik Balıkçılık Örgütü (SEAFO),
  • Güney Hint Okyanusu Balıkçılık Anlaşması (SIOFA),
  • Güney Pasifik Bölgesel Balıkçılık Yönetim Örgütü (SPRFMO),
  • Antarktik Deniz Canlı Kaynaklarının Korunması Komisyonu (CCAMLR),
  • Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM),
  • Orta Bering Denizinde Kömür Balığı Kaynaklarının korunması ve Yönetimi Sözleşmesi.

Danışma Niteliğindeki RFMO'lar

  • Orta Batı Atlantik Balıkçılık Komisyonu (WECAFC),
  • Orta Doğu Atlantik Balıkçılık Komitesi (CECAF).

PAZARLAMA VE TİCARET POLİTİKASI

1379/2013 sayılı AB Tüzüğünde ayrıntıları ortaya konulan Ortak Piyasa Düzeni şu bileşenleri içermektedir:

  • Profesyonel Örgütler
  • Tüketici Bilgisi
  • Pazarlama Standartları
  • Piyasa İstihbaratı
  • Rekabet Kuralları

Söz konusu Tüzükte üretici örgütleri 'profesyonel örgütler' başlığı altında tanımlanmış olup avcılık üretici örgütlerinin yanında su ürünleri yetiştiriciliği yapan üretici örgütlerine, kuruluş, tanınma ve uygulayacakları kurallar açısından ayrıca yer verilmiştir. Bunun sebebi Avrupa Birliği'nin avcılık yoluyla elde ettiği su ürünlerinin toplam nüfusun tüketim oranlarına göre yetersiz olması ve AB'nin bu talep açığını kapatmak için ithalata başvurmasıdır. İthalat-ihracat dengesinin sağlanması açısından su ürünleri yetiştiriciliğinin artması; bunun için ise yetiştiricilik örgütlerinin kuvvetlendirilmesi ve piyasaya hâkim hale getirilmesi önem arz etmektedir.

1379/2013 sayılı AB Tüzüğünde üretici örgütlerinin amaçları ve bu amaçları yaymak/uygulamak için alacağı tedbirler ayrıntılı olarak belirtilmiştir.

Avcılık üretici örgütleri reform kapsamında teknik önlemlerin geliştirilmesi ve uygulanması aracılığıyla:

  • pazara sunularak veya alternatif alanlara yönlendirilerek ticari türlerin hedef dışı avcılığının en iyi şekilde kullanımını sağlamaları;
  • üyelerini sürdürülebilir avcılık faaliyetleri konusunda desteklemeleri;
  • yasadışı, kayıtdışı ve düzenlenmeyen avcılığın önlenmesine yardımcı olmaları,
  • tüketicilerin açık ve tam bilgiye ulaşmaları, ve;
  • ürünlerin pazarlanabilirliğine katkı sağlamaları

konularında sorumlu tutulmuşlardır.

Yetiştiricilik üretici örgütleri ise:

  • üyelerinin sürdürülebilir avcılık faaliyetlerinin desteklenmesi;
  • üyelerinin faaliyetlerinin ulusal stratejik plan ile uyumluluğunun tespiti ve;
  • avcılıktan elde edilen balık yemlerinin sürdürülebilir balıkçılık faaliyetlerinden elde edilmesini sağlamaları

konularında sorumlu tutulmuştur.

Buna ek olarak Tüzük, üretici örgütlerinin,

  • gençleri bu sektöre yönlendirmek için meslek içi eğitim ve işbirliği programlarını desteklemelerini,
  • seçici av araçlarının kullanımı geliştirerek avcılığın çevresel etkilerinin azaltılmasına katkıda bulunmalarını,
  • pazarlama ve fiyatları iyileştirmek için bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanmalarını,
  • tüketicileri bilgilendirme çalışmalarında bulunmalarını,
  • ve aynı zamanda piyasaya sunulan ürünlerin ekonomik verileri ve ileriye yönelik üretim tahminleri hakkında bilgi toplamalarını mümkün kılmaktadır.

Böylece üretici örgütlerinin, aşırı avcılığın önlenmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması konusunda piyasa araştırması yapması, eğitim düzenleyerek üreticilerini bilinçlendirmesitüketicileri ise ticari olmayan türlerin besin değerleri ve önemleri hakkında bilgilendirmesi yoluyla ticari türler üzerindeki baskının azaltılması hedeflenmektedir. Bilindiği üzere AB'de küçük ölçekli balıkçılık önemli bir yer tutmaktadır. Küçük ölçekli üreticilerin yaşam standartlarının korunması ve yükseltilmesi amacıyla üretici örgütlerinden küçük ölçekli balıkçılıkla uğraşan üreticilerin üretici örgütlerine katılımının yeterli ve temsil yetkisi yüksek şekilde sağlanmasının garanti edilmesi beklenmektedir.

Avrupa Birliği'nde üretici örgütleri üretim ve pazarlama planı adı altında tüm üyelerine ait yıllık bir plan hazırlamak zorundadırlar. 3 Mart 2014 tarihinde yayınlanan Komisyon Önerisi bu plan hakkındaki ayrıntıları belirlemektedir. Söz konusu Komisyon Önerisinde üretim ve pazarlama planlamasının şunları içermesi gerektiği belirtilmektedir:

  • Avlanan ve yetiştirilen türler için bir üretim programı,
  • Arz miktarını, kalitesini ve sunumunu piyasa gereksinimlerine uydurmak için bir pazarlama stratejisi,
  • Üretici örgütleri tarafından alınacak önlemler,
  • Yıl boyunca sürekli şekilde pazarlama zorluklarını ortaya koyan türlerin arz miktarını ayarlamak için ileriye yönelik özel tedbirler,
  • Söz konusu planın yürütülmesi için kabul edilen kararları ihlal eden üyelere uygulanacak cezalar.

Avrupa Birliği mevzuatında üretici örgütlerine verilen destekler son reform süreci ile birlikte azalma göstermiştir. Üretici örgütlerini desteklemek için oluşturulan fiyat ve müdahale mekanizmasında 1379/2013 sayılı yeni Tüzükle birlikte yenilenmiştir. Kamu harcamasının aşırı avlanmaya katkıda bulunacak şekilde kullanılmasına sebep olan mevcut müdahale sistemi sürdürülebilir bulunmamıştır. Bu sebeple daha önce var olan rehber fiyat ve geri çekme fiyatı kaldırılmış, yerine piyasaların dengelenmesi başlığı altında, üretici örgütleri tarafından sağlanacak olan depolama yardımında kullanılmak üzere tetik fiyatı getirilmiştir. Tetik fiyatı her yılın başında, son üç yıl içinde her bir ürün için ağırlıklı ortalama fiyatın % 80 ile sınırlandırılarak belirlenir ve Üye Devletin onayına tabidir. Bu mekanizmanın üretici örgütlerine fiyatlar tetikleyici fiyatın altında düştüğünde ürünlerini pazardan geri çekmeleri yoluyla daha sonraki bir aşamada pazara yeniden sunulması amacıyla ürünleri saklayacak basitleştirilmiş bir depolama mekanizması sağlayacağına; böylece pazar istikrarı oluşturulmasına yardımcı olacağına inanılmaktadır. Genel olarak, ortak piyasa düzeni içerisinde Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonundan şu faaliyetlere destek sağlanacaktır:

  • Üretim ve pazarlama planı
  • Depolama yardımı
  • Pazarlama tedbirleri:
    • ÜÖ'lerin kurulması
    • Yeni pazarlar bulunması ve piyasaya ürün sunulmasına yönelik şartların iyileştirilmesi
    • Ürünün kalitesinin iyileştirilmesi ve değerinin arttırılması

Uygulamaya geçirilmesi üye ülkelerin tercihine bırakılan depolama yardımı 2019 yılı itibariyle sona erecek olup, üretici örgütlerine fiyat ve müdahale mekanizması yoluyla sağlanacak herhangi bir yardım kalmayacaktır.

OPD ile ilgili infografiğe ulaşmak için tıklayınız.

Ortak Balıkçılık Politikasının Finansmanı

AVRUPA DENİZCİLİK VE BALIKÇILIK FONU (EMFF)

15 Mayıs 2014 tarihinde yasalaşan Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonu (EMFF), 2014-2020 yılları için sektöre mali destek sağlamayı amaçlamaktadır. Fonun hedefleri:

  • Rekabetçi, çevre açısından sürdürülebilir, ekonomik bakımdan tutarlı ve sosyal sorumluluğa sahip bir balıkçılık ve su ürünleri sektörü yaratmak,
  • Ortak Balıkçılık Politikasının uygulanmasını desteklemek,
  • Avcılık ve su ürünleri yetiştiriciliği alanlarının dengeli ve kapsamlı bir şekilde gelişmesini sağlamak
  • Birliğin Entegre Denizcilik Politikasının uyum politikası ve Ortak Balıkçılık Politikasına uyumlu bir şekilde uygulanmasını ve geliştirilmesini sağlamak.

Bu hedeflere ulaşırken av kapasitesinde bir artışa neden olunmaması amaçlanmaktadır.

Fonun toplam bütçesi 6.396.607.000 €'dur. EMFF ortak yönetim ile finanse edilecek öncelikler (5.749.331.600 Avro) ve doğrudan yönetim (AB) ile finanse edilecek önceliklere (647.275.400 Avro) göre ikiye ayrılmaktadır. Ortak yönetim içerisinde en fazla destek "Avcılık, Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Balıkçılık Bölgelerinin Sürdürülebilir Kalkınması, Pazarlama ve İşleme ile Teknik Yardımlar" başlığına verilmektedir (4.340.800.000 Avro).

ORTAK YÖNETİM KAPSAMINDA MALİ DESTEK SAĞLANACAK ALANLAR

  • Avcılığın sürdürülebilir kalkınması
  • Yetiştiriciliğin sürdürülebilir kalkınması
  • Avcılık ve yetiştiricilik bölgelerinin sürdürülebilir kalkınması
  • İşleme ve pazarlama ile ilgili politikalar
  • Denizaşırı bölgelerde balıkçılık ve yetiştiriciliğin geliştirilmesi
  • Ortak Balıkçılık politikasında yer alan ortak yönetim tedbirlerine yönelik önlemler
  • Teknik yardımlara ilişkin tedbirler
  • Bazı Entegre Denizcilik Yönetimi tedbirleri

    DOĞRUDAN YÖNETİM KAPSAMINDA DESTEK SAĞLANACAK ALANLAR
  • Entegre Denizcilik Politikası (IMP)
  • Bilimsel veri ve tavsiyeler
  • OBP ve IMP'de yer alan doğrudan yönetim tedbirlerine yönelik önlemler
  • Kontrol, izleme ve yaptırım faaliyetleri
  • Teknik yardım
  • Uluslararası kuruluşlara gönüllü katılım
  • Piyasa istihbaratı
  • Danışma Konseyleri
  • OBP be IMP konularında işbirliği ve koordinasyon

EMFF fonlarından yararlanmak isteyenlere belirli ortak finansman oranlarına göre destek verilir. Birlik öncelik alanlarına uygun olan yatırımlar için EMFF'in katkısı en fazla %75, en az %20 olarak gerçekleşmektedir. Bunun dışında bazı alanlarda farklı katkı oranları uygulanabilmektedir.

Fonlardan yararlanmak için ilgili üye devlet idaresine başvuruda bulunmak gerekmektedir. Faydalanıcı etkinliğin devamı ve son ödeme yapılmasını müteakip 5 yıllık bir süre boyunca başvuruda taşıdığı şartları yerine getirmekle yükümlüdür. Üye Devlet ise bir işletim programı hazırlamak ve yürütmek ile yükümlüdür.

EMFF İLE İLGİLİ INFOGRAFİĞE ULAŞMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

Ortak Balıkçılık Politikası Reformu

2013 Reformları

2013 yılında yeni bir Ortak balıkçılık politikası temel tüzüğü yasalaştırılmıştır. Bunun yanı sıra balıkçılık sektöründe ortak piyasa düzeni ve üretici örgütlerine ilişkin yeni bir tüzük çıkartılmıştır. Söz konusu temel tüzüklerde yer alan öncelik ve politikalar ile uyumlu olan bir de Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonu oluşturulmuştur. 2014 yılı itibari ile ortak balıkçılık politikasında bir takım yeni düzenlemeler gerçekleştirilmiştir.

Balıkçılık Yönetimi ve Koruma Politikası Kapsamında Yapılan Reformlar

Ortak Balıkçılık Politikası temel düzenlemelerine ilişkin Ortak Balıkçılık Politikası Reformu kapsamında yayımlanan 11 Aralık 2013 tarih ve 1380/2013 sayılı Ortak Balıkçılık Politikası Hakkındaki Temel Tüzük üç AB mevzuatını ilga etmiş ve iki Konsey Tüzüğüne de yeni düzenlemeler getirmiştir. Söz konusu Tüzüğün yayımlanması ile OBP reformunda önemli bir aşama kaydedilmiştir.

1380/2013 sayılı Tüzükte deniz biyolojik kaynaklarının korunması ve yönetiminin yanı sıra tatlı su biyolojik kaynakları ile piyasa ve mali tedbirlere ilişkin konularında yer aldığı görülmektedir. OBP'nin hedefleri 2002 reformuna göre genişletilmiştir. Buna göre OBP'nin hedefleri;

  • avcılık ve yetiştiricilik faaliyetlerinin ekonomik, sosyal ve iş olanakları ile tutarlı bir şekilde uzun vadeli olarak sürdürülebilirliğinin sağlanması,
  • balıkçılıkta ihtiyati yaklaşımın uygulanması
  • ekosistem tabanlı yaklaşımın balıkçılık yönetiminde kullanılması,
  • ıskarta avların kademeli olarak engellenmesi,
  • ekonomik olarak uygun ve rekabet edebilir avcılık, işleme sanayi ve karadaki balıkçılığa ilişkin faaliyetlere yönelik gerekli şartların sağlanması,
  • istenmeyen avların en iyi şekilde kullanılmasının sağlanması,
  • ekonomik olarak uygun filo kapasitesinin ayarlanması,
  • yetiştiriciliğin kalkınmasının desteklenmesi,
  • kıyıya dayalı balıkçılık faaliyetlerinin teşvik edilmesi,
  • tüketici ve balıkçıların çıkarlarının gözetilmesi,
  • şeffaf ve verimli bir iç piyasanın oluşturulması,
  • hem tüketicilerin, hem de üreticilerin çıkarlarının dikkate alınması ile
  • kıyı balıkçılığı faaliyetlerinin sosyo-ekonomik durumları da gözetilerek teşvik edilmesi olarak belirtilmektedir.

OBP balıkçılık yönetiminde ihtiyatlı yaklaşım ilkesi geçerli olup maksimum sürdürülebilir ürün (MSY) sağlanması amaçlanmaktadır. 2015 yılına kadar maksimum sürdürülebilir ürünün kullanılmasına ilişkin başarı elde edilmesi ve en geç 2020 yılına kadar tüm stoklarda artan oranda bunun sağlanması hedeflenmiştir.

Deniz ekosisteminin ve çevresinin korunması daha önce de temel tüzükte yer alırken; 1380/2013 sayılı Tüzük 2008/56 sayılı Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifine atıf yaparak Birliğin diğer politikaları ile de uyumlu olacak şekilde iyi çevresel durumu elde etmeyi hedeflemektedir.

Yeni Tüzük ile Birlik sularına eşit erişim ilkesi ile ilgili olarak, 12 deniz miline kadar olan sularda avcılığa ilişkin kısıtlamalar 31 Aralık 2022'ye kadar uzatılmıştır. Ayrıca AB dışındaki bölgelerin ana hattından 100 deniz miline kadar sularda, ilgili Üye Devletler bu bölgelerdeki limanlarda kayıtlı olana balıkçı teknelerinin avcılığını kısıtlamak için 31 Aralık 2022 yılına kadar yetkili olmakla birlikte bu kısıtlamalar geleneksel olarak bu sularda avcılık yapan ve geleneksel olarak icra edilen av çabasını aşmayan Birlik tekneleri için geçerli olmayacağı belirtilmektedir.

Kaynakların korunmasına ilişkin olarak 2371/2002 sayılı Tüzükte iyileştirme ve yönetim planlarına ayrı ayrı yer verilirken, 1380/2013 sayılı Tüzükte çok yıllı planlar olarak yer almaktadır. Çok yıllı planlar ile koruma tedbirlerinin alınmasının yanında muhtemel ekonomik ve sosyal etkilerinin de göz önünde bulunduracağı belirtilmektedir. Bilimsel tavsiyeler çerçevesinde çok yıllı planlar eşliğinde ıskartanın ortadan kaldırılmasına ilişkin tedbirlerin yanı sıra yaşam döngülerinin bir kısmının tatlı sularda geçiren anadrom ve katadrom türler için de bir takım uygulamaları içermektedir.

Koruma tedbirlerinin Birliğin çevresel mevzuatı kapsamındaki yükümlülüklerle uyumlu olması, istenmeyen türlerden kaçınma ve azaltma, karaya çıkarma zorunluluğu koruma tedbirleri çerçevesinde yürürlüğe yeni giren maddelerdir. Avlanan tüm ürünlerin karaya çıkarma zorunluluğu kapsamında türlere ilişkin olarak bir geçiş dönemi periyodu öngörülmüştür. Bu uygulamaya Akdeniz'de yer alan türler de dahil edilmiş olup, ayrıca Karadeniz ve Akdeniz için 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren Tüzükte ayrıntılı hükümler konulan türler dışındaki diğer türler için de bildirim zorunluluğu getirilmektedir.

Av kotalarının tahsisinde, Üye Devletler avcılık yapacak teknenin kompozisyonunu da göz önünde bulunduracaklardır. Yeni bilimsel verilerin bazı balık stokları ile bu stokların gerçek durumu hakkında düzenlenen ve avlanan kotalara ilişkin önemli farklılıklar olduğunu belirterek, bu kapsamda Üye Devletlerin çıkarlarını Komisyona talepleri ile birlikte ibraz etmeleri gerekliliği vurgulanmıştır. Üye Devletlerin avlanma kotalarını belirleme kriterlerine ilişkin olarak; çevre, ekonomi ve sosyal koşullar dikkate alınmakla birlikte yerel ekonomi ve tarihi avlanma düzeyleriyle uyumlu olması gerektiği vurgulanmış olup daha seçici av araçlarını kullanılması, kullanılan tekniklerin çevreye etkilerinin azaltılması ve enerji tüketimine ilişkin de bir takım kriterler belirlenmiştir.

Koruma tedbirlerine ilişkin bölgesel işbirliğine gidilmesine yönelik bir hüküm getirilerek, Üye Devletlerin ortak tavsiye oluşturacakları ifade edilmiştir. Balıkçılık yönetiminde verilerin toplanması, yönetimi ve kullanılmasına ilişkin kurallar belirlenmiş olup Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonu ile ilişkilendirilmiştir. Veri toplama esnasında tekrardan kaçınılması ile verilere kolay ve zamanında erişim amaçlanmaktadır.

Tüzükte Dış Politika ile ilgili hedefler belirlenmiştir. Üçüncü ülkelerle sürdürülebilir balıkçılık ortaklık anlaşmaları çerçevesinde üçüncü ülkelerin sularında Birlik teknelerinin balıkçılık faaliyetlerini yürütebilmesi açısından yasal, çevresel, ekonomik ve sosyal bir çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca üçüncü ülke sularına ilişkin uygulamalarda BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ile ilgili hükümlere atıfta bulunulmuştur.

1380/2013 sayılı Tüzükte reform kapsamında oluşturulan yeni kısımlardan biri olan yetiştiricilik ile gıda güvenliği, istihdam gibi konularda sürdürülebilirliği teşvik etmesi ve katkı sağlaması amacıyla; yenilikleri desteklemesi, rekabet ortamı oluşturması ve ekonomik faaliyetleri teşvik etmesi açısından önem teşkil etmektedir. Ayrıca Üye Devletlerin kendi bölgelerinde yer alan su ürünleri yetiştiricilik faaliyetlerini geliştirmek için çok yıllı ulusal stratejik plan oluşturacakları belirtilmektedir. Ortak Piyasa Düzeni OBP'nin temel bileşenlerinden biri olup 1380/2013 sayılı Tüzük kapsamında OPD'nin hedeflerine yer verilmiştir. Mali araçlar kısmında Üye Devletlere ve işletmelere yapılacak mali yardım şartlarının içeriği belirlenmiştir.

2371/2002 sayılı Konsey Kararı kapsamında hayata geçirilen Bölgesel Danışma Konseyleri Konsey Kararı (2004/585/EC) 1380/2013 sayılı Tüzük ile yeniden düzenlenmiştir. Buna göre merkezden uzak bölgeler, yetiştiricilik, pazar ve Karadeniz olmak üzere yeni danışma konseylerinin kurulacağı belirtilmiş ve danışma konseylerinin yapısı ve işleyişi bu Tüzük kapsamında yeniden gözden geçirilmiştir. Ayrıca Birliğin uluslararası balıkçılık örgütlerindeki (RFMO) aktiviteleri ayrı bir başlık altında yer almış ve en iyi bilimsel tavsiyenin geliştirilmesi, şeffaflık mekanizmalarının oluşturulması ve işbirliğinin artırılması gibi hususlar vurgulanmıştır.

Komisyonun maksimum sürdürülebilir üründe kaydedilen ilerleme ve balık stoklarının durumu hakkında Avrupa Parlamentosu ve Konsey'e yıllık olarak rapor sunacağı ilgili madde hükümlerinde yer almaktadır.

Su Ürünleri Sektöründe Ortak Piyasa Düzenine İlişkin Reformlar

Reform süreci sonucunda ortaya çıkan 11 Aralık 2013 tarih ve 1379/2013 (AB) sayılı Ortak Piyasa Düzeni Hakkındaki Tüzük, 104/2000 sayılı Ortak Piyasa Düzeni Hakkındaki Tüzüğü ve bu tüzüğün ayrıntılarını düzenleyen bazı tüzükleri ilga etmiş olup ortak piyasa düzeninin unsurlarını oluşturan üretici örgütleri, tüketici bilgisi, fiyat ve müdahale mekanizması konularında önemli değişiklikler getirmiştir.

1379/2013 sayılı AB Tüzüğünde ayrıntıları ortaya konulan Ortak Piyasa Düzeni şu bileşenleri içermektedir:

  • Profesyonel Örgütler
  • Tüketici Bilgisi
  • Pazarlama Standartları
  • Piyasa İstihbaratı
  • Rekabet Kuralları

Yeni Tüzükle birlikte, 104/2000 sayılı Tüzükten farklı olarak üretici örgütleri 'profesyonel örgütler' başlığı altında tanımlanmakta olup avcılık faaliyetleri yürüten üretici örgütlerine ilişkin kuralların yanında su ürünleri yetiştiriciliği yapan üretici örgütlerine, kuruluş, tanınma ve uygulayacakları kurallar açısından ayrıca yer verilmiştir. Bunun sebebi Avrupa Birliği'nin avcılık yoluyla elde ettiği su ürünlerinin toplam nüfusun tüketim oranlarına göre yetersiz olması ve AB'nin bu talep açığını kapatmak için ithalata başvurmasıdır. İthalat-ihracat dengesinin sağlanması açısından su ürünleri yetiştiriciliğinin artması; bunun için ise yetiştiricilik örgütlerinin kuvvetlendirilmesi ve piyasaya hâkim hale getirilmesi önem arz etmektedir.

Reform sonucunda, üretici örgütlerinin amaçları eski Tüzüğe göre genişletilmiş olup bu amaçları yaymak/uygulamak için alacağı tedbirler ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Örneğin, avcılık üretici örgütleri reform kapsamında teknik önlemlerin geliştirilmesi ve uygulanması aracılığıyla:

  • pazara sunularak veya alternatif alanlara yönlendirilerek ticari türlerin hedef dışı avcılığının en iyi şekilde kullanımını sağlamaları;
  • üyelerini sürdürülebilir avcılık faaliyetleri konusunda desteklemeleri;
  • yasadışı, kayıtdışı ve düzensiz avcılığın önlenmesine yardımcı olmaları,
  • tüketicilerin açık ve tam bilgiye ulaşmaları ve
  • ürünlerin pazarlanabilirliğine katkı sağlamaları

konularında sorumlu tutulmuşlardır. Yetiştiricilik üretici örgütleri ise:

  • üyelerinin sürdürülebilir avcılık faaliyetlerinin desteklenmesi;
  • üyelerinin faaliyetlerinin ulusal stratejik plan ile uyumluluğunun tespiti ve
  • avcılıktan elde edilen balık yemlerinin sürdürülebilir balıkçılık faaliyetlerinden elde edilmesini sağlamaları

konularında sorumlu tutulmuştur.

Buna ek olarak yeni Tüzük, üretici örgütlerinin, gençleri bu sektöre yönlendirmek için meslek içi eğitim ve işbirliği programlarını desteklemelerini, seçici av araçlarının kullanımı geliştirerek avcılığın çevresel etkilerinin azaltılmasına katkıda bulunmalarını, pazarlama ve fiyatları iyileştirmek için bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanmalarını, tüketicileri bilgilendirme çalışmalarında bulunmalarını ve aynı zamanda piyasaya sunulan ürünlerin ekonomik verileri ve ileriye yönelik üretim tahminleri hakkında bilgi toplamalarını mümkün kılmaktadır. Böylece üretici örgütlerinin, aşırı avcılığın önlenmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması konusunda piyasa araştırması yapması, eğitim düzenleyerek üreticilerini bilinçlendirmesi; tüketicileri ise ticari olmayan türlerin besin değerleri ve önemleri hakkında bilgilendirmesi yoluyla ticari türler üzerindeki baskının azaltılması hedeflenmektedir. Bilindiği üzere AB'de küçük ölçekli balıkçılık önemli bir yer tutmaktadır. Küçük ölçekli üreticilerin yaşam standartlarının korunması ve yükseltilmesi amacıyla üretici örgütlerinden küçük ölçekli balıkçılıkla uğraşan üreticilerin üretici örgütlerine katılımının yeterli ve temsil yetkisi yüksek şekilde sağlanmasının garanti edilmesi beklenmektedir.

Reformla birlikte gelen bir diğer değişiklik ise operasyonel program çerçeve başlığı kaldırılarak üretici örgütlerinin hazırlaması gereken üretim ve pazarlama planı olduğunun belirtilmesidir. 3 Mart 2014 tarihinde yayınlanan Komisyon Önerisi bu plan hakkındaki ayrıntıları belirlemektedir. Söz konusu Komisyon Önerisinde üretim ve pazarlama planlamasının şunları içermesi gerektiği belirtilmektedir:

    • Avlanan ve yetiştirilen türler için bir üretim programı,
    • Arz miktarını, kalitesini ve sunumunu piyasa gereksinimlerine uydurmak için bir pazarlama stratejisi,
    • Üretici örgütleri tarafından alınacak önlemler,
    • Yıl boyunca sürekli şekilde pazarlama zorluklarını ortaya koyan türlerin arz miktarını ayarlamak için ileriye yönelik özel tedbirler,
    • Söz konusu planın yürütülmesi için kabul edilen kararları ihlal eden üyelere uygulanacak cezalar.

Üretici örgütlerinden sonra ikinci önemli değişiklik fiyat ve müdahale mekanizmasında görülmektedir. 1379/2013 sayılı yeni Tüzük müdahale rejiminin yenilenmesini sağlamaktadır. Kamu harcamasının aşırı avlanmaya katkıda bulunacak şekilde kullanılmasına sebep olan mevcut müdahale sistemi sürdürülebilir bulunmamıştır. Bu sebeple daha önce var olan rehber fiyat ve geri çekme fiyatı kaldırılmış, yerine piyasaların dengelenmesi başlığı altında, üretici örgütleri tarafından sağlanacak olan depolama yardımında kullanılmak üzere tetik fiyatı getirilmiştir. Tetik fiyatı her yılın başında, son üç yıl içinde her bir ürün için ağırlıklı ortalama fiyatın % 80 ile sınırlandırılarak belirlenir ve Üye Devletin onayına tabidir. Bu mekanizmanın üretici örgütlerine fiyatlar tetikleyici fiyatın altında düştüğünde ürünlerini pazardan geri çekmeleri yoluyla daha sonraki bir aşamada pazara yeniden sunulması amacıyla ürünleri saklayacak basitleştirilmiş bir depolama mekanizması sağlayacağına; böylece pazar istikrarı oluşturulmasına yardımcı olacağına inanılmaktadır.

15 Mayıs 2014 tarih ve 508/2014 sayılı Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonu Hakkındaki AB Tüzüğünde, Ortak Piyasa Düzeni'ne yönelik depolama mekanizmasına ayrılan ve 2014-2018 yıllarını kapsayan toplam bütçenin 44 976 000 Euro (EMMF 2014-2020 toplam bütçesi: 5.749.331.600 Euro'dur) olduğu belirtilmektedir. Bu bütçe aşağıdakilere yönelik desteklemeleri kapsayacaktır:

  • Üretim ve pazarlama planı
  • Depolama yardımı
  • Pazarlama tedbirleri:
    • ÜÖ'lerin kurulması
    • Yeni pazarlar bulunması ve piyasaya ürün sunulmasına yönelik şartların iyileştirilmesi
    • Ürünün kalitesinin iyileştirilmesi ve değerinin arttırılması

Son olarak ortak piyasa düzenindeki reform, tüketicilerin bilgilendirilmesi açısından önemli değişiklikler getirmektedir. Yeni Tüzükte tüketicilerin bilgilendirmesi amacıyla hazırlanan etiketlerde zorunlu ve isteği bağlı bilgiler ayrımına gidilmiştir. Gösterilmesi gereken zorunlu bilgiler 104/2000 sayılı Tüzükte de belirtildiği gibi türün ticari adı, türün üretim yöntemi, türün avlanma bölgesi olmakla birlikte, bunlara ek olarak ürünlerin bilimsel adlarının ve avcılık ürünlerinde kullanılan av araçlarının Tüzüğe ekli listede belirtilen kategorilerle etiketlerde bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Böylece, 'küçük ölçekli balıkçılık', 'olta balıkçılığı', 'parakete',  'gırgır ağı' veya 'trol' tarafından yakalanmıştır gibi ibarelerin kullanılması tüketicilere daha kesin, açık ve ayrıntılı bilgi sağlayacaktır. Buna ek olarak, mevcut uygulamada, bir ürün uzun süredir dondurulmuş olsa bile taze olarak satılabilmektedir. Yeni Tüzüğe, tüketicilerin aldatılmasını önleyerek pazar tezgâhları üzerinde yerel olarak yakalanmış taze balıklara öncelik vermelerini sağlamak ve tercihlerini kolaylaştırmak için ürünün dondurulmuş olup olmadığı ve son kullanma tarihinin belirtilmesi zorunluluğu da eklenmiştir. Üretim yönteminin belirtilmesinde bir değişikliğe gidilmeyerek bu zorunluluk mevcut uygulamadaki gibi ürünlerin üretim yöntemlerinin avcılık/tatlı su avcılığı/yetiştiricilik şeklinde etiketlenmesi şeklinde korunmuştur. Etiketleme konusundaki yeni zorunluluklarla ilgili getirilen kurallar 13 Aralık 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Tüm bu zorunlu bilgilendirmelere ek olarak, gönüllülük esasına dayanan isteğe bağlı bilgilendirme getirilmiştir. Buna göre üreticiler, ürünlerini ekolojik etiketleme (eco-label - sürdürülebilir balıkçılık yapıldığına dair etiket) ve diğer etiketlemeler (protein, yağ veya omega 3 bakımından besin değerleri, tazelik, sunum ve renk gibi organoleptik nitelikler ve adil, dürüst ticarete dayanıp dayanmadığı gibi ürünün sosyal nitelikleri) yoluyla tüketicileri daha açık ve ayrıntılı bir şekilde bilgilendirmek amacıyla etiketleyebilirler. Ekolojik etiketleme planı (tüm Birlik'te geçerli olacak çevresel etiketlemeler ve bu etiketlerin kullanımı için minimum gereklilikler) ile ilgili olarak, Komisyon, üye ülkelere ve sektör paydaşlarına danışarak, 1 Ocak 2015 tarihi itibariyle Konsey ve Avrupa Parlamentosu'na iletilmek üzere fizibilite raporu hazırlamakla görevlendirilmiştir.

Yeni Tüzüğe eklenen bir diğer başlık ise "piyasa istihbaratı"dır. Piyasa İstihbaratı başlığı altında Komisyon'a pazar ve fiyat araştırması yapmak, ekonomik bilgileri ve üretim verilerini toplamak, işletmeler ile su ürünleri işlemecileri arasında daha iyi bir bilgi koordinasyonu için üretici örgütlerine ve branşlar arası örgütlere destek vermekle görevlendirilmiştir. Komisyon tarafından toplanan bu bilgiler sektördeki tüm paydaşların kullanımına açık olmalıdır.

104/2000 sayılı Tüzükten farklı olarak 1379/2013 sayılı Tüzükte "rekabet kuralları" da ayrı bir başlık altında bildirilmiştir. Ortak Pazarlama Standartları ile ilgili daha önce ortaya konan 2136/89, 1536/92, 2406/96 sayılı Konsey Tüzükleri ve 3703/85 sayılı Komisyon Tüzüğü yürürlükte kalmaya devam edecektir. Ayrıca, yeni Tüzükte ortak piyasa düzeninin dış boyutunu oluşturan "üçüncü ülkelerle ticaret" başlığının kaldırıldığı görülmektedir. Yeni Tüzüğün, ortak piyasa düzeninin dış boyutu ile ilgili kısmının, 2013-15 Yılları Arasında Birlik Su Ürünleri İşlemecilerine Belirli Balıkçılık Ürünlerinin Arzını Garanti Etmek için Ticarete İlişkin Tedbirler Hakkında 3 Aralık 2012 tarih ve 1220/2012 sayılı Konsey Tüzüğü ve Sürdürülebilir Olmayan Balıkçılığa İzin Veren Ülkelere İlişkin Olarak Balık Stoklarının Korunmasını Amaçlamayan Belirli Tedbirler Hakkında 25 Ekim 2012 tarih ve 1026/2012 sayılı Parlamento ve Konsey Tüzüğü ile tamamlanacağı belirtilmiştir.

Yapısal Politikalar ve Mali Araçlar Alanında Yapılan Reformlar

Mali araçlarla yürütülen yapısal politikalar alanında en önemli reform 15 Mayıs tarihli ve 504/2014 sayılı Avrupa Denizcilik ve Balıkçılık Fonu'na (EMFF) ilişkin tüzüğün 861/2006 sayılı Tüzük ile düzenlenen 2007 – 2013 yılları arasında kullanılan Avrupa Balıkçılık Fonu'nu (EFF) ilga etmesidir. Uzun bir reform sürecinin ardından ortaya çıkan EMFF, Denizcilik Politikası ile Balıkçılık Politikası için tek kaynaktan mali destek sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, 1303/2013 sayılı tüzük ile Avrupa Birliği'nin, uyum, sosyal politikalar, kırsal kalkınma, tarımsal politikalar çerçevesinde sağladığı yapısal ve yatırım fonlarına ortak bir çerçeve çizilmiş olup EMFF söz konusu ortak çerçeveye uyumlu olarak hazırlanmıştır. Tüm sektörlerdeki yapısal fonların eşgüdümünün sağlanması temel amaçların daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi için pratik ve verimli bir yöntem olarak algılanmaktadır. EMFF'in temel hedefleri;

  • Rekabetçi, çevreci, ekonomik ve sosyal olarak yetkin bir balıkçılık ve su ürünleri sektörü yaratmak,
  • Ortak Balıkçılık Politikasının uygulanmasını kolaylaştırmak, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği bölgelerinin kalkındırılmasını sağlamak,
  • AB'nin denizcilik ve balıkçılık politikalarını diğer politikalar ile uyumlu halde yürütmek,
  • Tüm bu hedeflere yönelik politikaların av çabasında bir artışa neden olmasının önüne geçmek şeklinde sıralanmaktadır.

EMFF, OBP'nin temel Tüzüğü (1380/2013), su ürünleri piyasasına ilişkin Tüzüğün (1379/2013), Entegre Denizcilik Politikası ile balıkçılık, yetiştiricilik, çevre ve rekabet politikasına ilişkin hükümleri içermektedir. Mali destekle söz konusu mevzuatta yer alan strateji, öncelik ve politikaların gerçekleşmesini, sektör tarafından benimsenmesi hedeflenmektedir. Denizcilik ve balıkçılık politikaları tek fonda birleştirilerek yönetim yükü ve koordinasyon sorununa çözüm olabilecek bir yapıdadır.

EMFF, özellikle su ürünleri sektörünün her aşamasında enerji verimliliğine, yenileşmeye, çevreye verilen zararı azaltmaya ve sürdürülebilirliğe önem verdiği görülmektedir. Ancak, sürdürülebilirlik sadece sektörün ekonomik sürdürülebilirliği değil, sektörün her aşmasının ve küçük balıkçılık bölgelerinin sosyo-ekonomik sürdürülebilirliği olarak anlaşılmalıdır. Komisyonun denizcilik ve balıkçılık politikasını birlikte yürütmek istemesinin amaçlarından biri olan bu sosyo-ekonomik sürdürülebilirlik politikası, turizm, deniz ulaşımı, enerji üretimi, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği, atık yönetimi, çevre koruma, deniz araştırmaları ve deniz madenciliği gibi birçok sektörü birlikte ve eşgüdüm ile yönetmeye çalışmaktadır. Ayrıca, bilim adamı, komu görevlisi ve sektör temsilcilerinin veri toplama, eğitim, ortak proje ve yatırım, strateji belirleme ve yenileşme gibi daha birçok konuda iletişim ve etkileşim içerisinde olmasını hedeflemekte buna yönelik tedbirler sunmaktadır. Bu anlamda, EMFF'in, sektörler arası işbirliğinin yanı sıra, aktörler arası işbirliği konusunda da EFF'ten daha planlı ve kapsamlı olduğunu görülmektedir.

Son olarak, EMFF'te Özellikle su ürünleri yetiştiriciliğinin önem kazandığı, balıkçılığa verilen desteklerin hemen hepsinde av çabasını sınırlandırma kaygısının yer aldığı görülmektedir. Fon'un en büyük başarısının sektörler arası ve aktörler arası işbirliği ve etkileşime yönelik tedbirleri barındırması iken, Üye Devletlerin geniş yetkileri Fonun yönetiminde ve eşgüdümünde zayıflıklara yol açması muhtemel görünmektedir. 

Ortak Balıkçılık Politikasına Uyum Çalışmaları

Balıkçılık Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyinin 11 Aralık 2006'da almış olduğu karar çerçevesinde "Ek Protokolün tam olarak uygulanması şartına bağlı olarak" müzakerelere açılmayan 8 fasıldan birisidir.

AB Müktesebatı ile mevcut uyumsuzlukları gidermek amacıyla Avrupa Birliği Ortak Balıkçılık Politikalarına uyum çalışmaları, mülga Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü'nün koordinatörlüğünde başlatılmıştır (Haziran 2001).

Balıkçılık Faslı Tanıtıcı Tarama Toplantısı 24 Şubat 2006, Ayrıntılı Tarama Toplantısı ise 31 Mart 2006 tarihinde Brüksel'de gerçekleştirilmiştir. Bakanlığımızın sorumlu olduğu diğer fasıllarda yayımlanan Tarama Sonu Raporu Balıkçılık Faslı için henüz resmen onaylanmamış ve resmi bir açılış kriteri belirlenmemiştir. Buna karşılık uyum çalışmaları devam etmektedir. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmalar:

  • Bakanlığımızın yeniden yapılanması 8 Haziran 2011 tarihli düzenleme ile gerçekleştirilmiş, yeni bir "Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü" kurulmuştur.
  •  "Su Ürünleri Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" ile ilgili çalışmalar tamamlanmış ve TBMM gündeminde yer almak üzere ilgili kuruluşlara iletilmiştir.
  • AB'ye uyum çalışmaları eşleştirme ve teknik yardım projeleri ile sürdürülmektedir. Projeler ile ilgili detaylı bilgi almak için tıklayınız.

 

''