Fasıl 11 Tarım ve Kırsal Kalkınma

Ortak Tarım Politikası

AB'de tarım sektörü, önemli bir yere sahip olup, toplam AB bütçesinin yaklaşık %40'ını tarım harcamaları oluşturmaktadır. Toplam tarım harcamaları içerisinde de %70'lik pay ile doğrudan ödemeler en büyük kalemi oluşturmakta olup, bunu %25'lik payla kırsal kalkınma ve %5 ile piyasa önlemleri takip etmektedir.

AB Tarım Bütçesi (Milyon Avro)

Önlemler2012 (Ödenen)2013 (Bütçe)2014 (Tahmin)
AB BÜTÇESİ147.443,3147.085,4139.634,5
Doğrudan Ödemeler40.880,040.931,941.240,8
  • Üretimden bağımsız ödemeler
37.665,538.076,038.179,0
  • Diğer doğrudan ödemeler
3.213,92.854,92.636,7
  • İlave yardım miktarı
0.61.00.6
  • Kriz rezervi
--424,5
Piyasa Önlemleri3.406,02.773,42.636,7
Kırsal Kalkınma14.594,714.805,013.987,3
TOPLAM59.514,158.851,957.993,6

Kaynak: AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Genel Müdürlüğü, http://ec.europa.eu/agriculture/statistics/agricultural/2013/pdf/c4-1-34_en.pdf

2014-2020 Mali Çerçevede, tarım, kırsal kalkınma ve balıkçılık konularının yer aldığı "Sürdürülebilir Büyüme: Doğal Kaynaklar" bütçesi 7 yıl için yaklaşık 373 milyon Avro olarak belirlenmiş olup, bunun takribi 278 milyon Avro'sunu doğrudan ödemeler ile pazar harcamaları; 85 milyon Avro'sunu kırsal kalkınma harcamaları oluşturmaktadır.

AB'nin Ortak Tarım Politikası (OTP), adından da anlaşılabileceği üzere, Birlik çapında getirilmiş ortak kurallar çerçevesinde yürütülen ve Üye Devletlerin kendi ulusal tarım politikalarının yerine geçen bir politika olup, esas olarak 1950'li yıllardaki problemleri çözmek için oluşturulmuştur. İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve savaş sonrasında yaşanan gıda yetersizliği, AB aktif nüfusunun çok önemli bir bölümünü oluşturan tarım sektörü çalışanlarının gelir düzeyinin korunması ve üye ülkelerin ulusal tarım politikaları arasındaki derin farklılıkların giderilmesi gerekliliği, ortak bir tarım politikası oluşturulmasını gündeme getirmiştir.

OTP'nin, bugün de geçerliliğini koruyan amaçları, ürün arzını garanti altına almak, verimliliği artırmak, üreticilere istikrarlı bir gelir sağlamak, ürünlerin tüketicilere uygun fiyatla ulaştırılmasını temin etmek ve piyasaları istikrara kavuşturmaktır. Bu amaçlara ulaşmak üzere, üç temel ilke, yani Tek Pazar (üye devletler arasında tarımsal ürünlerin serbest dolaşımı), Topluluk Tercihi (üçüncü ülkelerden yapılan düşük fiyatlı ihracata karşı koruma ve Topluluk ürünlerine öncelik verme) ve Mali Dayanışma (politikanın uygulanmasından kaynaklanan gelir ve giderler için ortak bir fon oluşturulması (Avrupa Tarımsal Garanti Fonu-ATGF)) belirlenmiştir. 

Oluşturulan bu sistem, başlangıçta anılan amaçlara hizmet ettiyse de, 1980'lere gelindiğinde üretim fazlası sorunu ortaya çıkmış ve bu politika, bütçe üzerine ağır bir yük getirmeye başlamıştır. Bu nedenle 1980'lerin sonundan itibaren bu sorunların giderilmesine yönelik reform çalışmaları yapılmaya başlanmış ve 1992 yılında gerçekleştirilen MacSharry reformları ile müdahale fiyatları düşürülmüş ve hektar ve hayvan başına doğrudan destek sistemine geçilmiştir.

1999 yılındaki Gündem 2000 reformu ile birlikte, önceki reform derinleştirilmiş ve başlangıçta sadece piyasa desteği önlemleri içeren OTP, çevre ve kırsal kalkınma önlemlerini de kapsar hale getirilmiş ve bu amaçla OTP'nin ikinci ayağı olarak Kırsal Kalkınma Politikası oluşturulmuştur. Bu tarihten itibaren OTP, iki sütunlu bir yapı ile işlemeye başlamıştır. Birinci sütun, tarım piyasalarına ilişkin önlemleri (müdahale önlemleri, üretim ve pazarlamaya ilişkin kurallar ile dış ticaret önlemleri) ve tarımsal destekleri içerirken, ikinci sütunu, AB bütçesi ile Üye Devletler tarafından ortaklaşa finanse edilen ve Üye Devletler tarafından, kendi bölgesel öncelik ve ihtiyaçlarına göre hazırladıkları programlar bazında yürütülen kırsal kalkınma politikası oluşturmaktadır.

Temel olarak, üretim ile destekler arasındaki bağın koparılması sonucunda, AB çiftçilerinin daha rekabetçi ve piyasa merkezli hale gelmesi ve gelir istikrarının sağlanmasını amaçlayan 2003 reformu kapsamında ise, doğrudan desteklerin çoğunluğu, tamamen üretimden bağımsız hale getirilmiş ve bu desteklerin verilmesi de çapraz uyum adı verilen belirli çevresel koşullar ile gıda güvenilirliği, hayvan ve bitki sağlığı standartlarına riayet etme koşuluna bağlanmıştır.

Bununla birlikte, bu süreç boyunca, özellikle Birliğin son genişleme dalgaları ile birlikte, desteklerin Üye Devletler arasında daha adil şekilde dağıtılması ve desteklerin artan fiyat dalgalanmalarına ve çevresel endişelere daha iyi cevap verecek biçimde gözden geçirilmesi konusunda talepler gelmeye başlamıştır. Ayrıca son yıllarda yaşanan gıda krizleri, küresel ısınma, biyoçeşitliliğin azalması ve doğal kaynakların giderek bozulması, OTP'nin bu hususlar dikkate alınarak yeniden şekillendirilmesini gerektirmiş ve Aralık 2013'te OTP'de yeni bir reform gerçekleştirilmiştir.

2013 reformu ile birlikte OTP, 4 ana Tüzük kapsamında yürütülmektedir:

  1. Kırsal Kalkınma için Avrupa Tarımsal Fonu (EAFRD) yoluyla kırsal kalkınmanın desteklenmesine ilişkin hükümler getiren ve 1698/2005 sayılı Konsey Tüzüğünü yürürlükten kaldıran 17 Aralık 2013 tarih ve 1305/2013 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (Kırsal Kalkınma Tüzüğü)
  2. Ortak Tarım Politikasının finansmanı, idaresi ve izlenmesine ilişkin hükümler getiren ve 352/78, 165/94, 2799/98, 814/2000, 1290/2005 ve 485/2008 sayılı Konsey Tüzüklerini yürürlükten kaldıran 17 Aralık 2013 tarih ve 1306/2013 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (Yatay Tüzük)
  3. Ortak Tarım Politikası kapsamında destek planları altında çiftçilere doğrudan ödeme verilmesine ilişkin kurallar koyan ve 637/2008 ve 73/2009 sayılı Konsey Tüzüklerini yürürlükten kaldıran 17 Aralık 2013 tarih ve 1307/2013 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (Doğrudan Ödemeler Tüzüğü)
  4. Tarım ürünleri için ortak piyasa düzeni oluşturan ve 922/72, 234/79, 1037/2001 ve 1234/2007 sayılı Konsey Tüzüklerini yürürlükten kaldıran 17 Aralık 2013 tarih ve 1308/2013 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü (Piyasa Önlemleri Tüzüğü)

AB'de Destekler

Avrupa Birliği'nde (AB) tarımsal destekler, halihazırda AB tarım bütçesinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. 2013 yılında, toplam tarım harcamaları içerisinde % 70'lik pay (41,6 milyar €) ile doğrudan ödemeler en büyük kalemi oluşturmakta olup, bunun içerisinde de üretimden bağımsız ödemelerin oranı % 93'tür. 1960'lı yıllarda oluşturulan AB Ortak Tarım Politikası (OTP), AB'de tarım sektörüne verilen desteğin temellerini oluşturmakta olup, zaman içerisinde değişen iç ve dış koşullara bağlı olarak sürekli bir reform sürecinde olmuştur.

OTP'nin oluşturulduğu ilk yıllarda fiyat desteği şeklinde verilen destekler, 1992 yılındaki reformla hektar başına ve hayvan başına doğrudan destek olarak verilmeye başlanmış ve 2003 yılında ise çiftçilere verilen desteğin büyük çoğunluğunun üretimle bağlantısı kesilmiştir. Tek Ödeme Planı (TÖP) olarak adlandırılan bu destekleme sisteminde ödemeler, çiftçilerin referans dönemde (2000-2002) almış oldukları destek miktarı bazında hesaplanmakta ve çiftçilerin çapraz uyum olarak tabir edilen ve tarımsal arazilerin iyi tarımsal ve çevresel koşullarda muhafaza edilmesi ile çevrenin korunması, bitki ve hayvan sağlığı ve hayvan refahıyla ilgili standartlara riayet etmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, Üye Devletlere çok kısıtlı şekilde bazı sektörler için, kendilerine tahsis edilen toplam bütçe ödeneğinin % 10'una kadar ilave üretimle bağlantılı destek ödemesi yapma imkanı verilmiştir.

2004 ve 2007 yılında AB'ye üye olan devletler için ise farklı ve daha basit bir destekleme sistemi öngörülmüştür. Tek Alan Ödemesi Planı (TAÖP) olarak adlandırılan bu sistem kapsamında, hektar başına sabit oranlı bir ödeme verilmekte olup, hektar başına ödeme miktarı, söz konusu ülkeye sağlanan toplam destek miktarının, kullanılan tarımsal araziye bölünmesi yoluyla hesaplanmaktadır.

Son olarak OTP'de, 2013 yılı sonrası dönem için yeniden bir reform gerçekleştirilmiş ve doğrudan desteklerde önemli değişikliklere gidilmiştir. Burada amaç, desteklerin Üye Devletler içinde ve arasında daha adaletli dağıtılması ile Üye Devletlerin farklı ekonomik, sosyal ve yapısal koşullarının dikkate alınarak desteklerin uygulanması ve finansmanında bu ülkelere esneklik sağlanmasıdır.

Reform sonrası doğrudan desteklere ilişkin hususlar, "Ortak Tarım Politikası Kapsamında Destek Planları Altında Çiftçilere Doğrudan Ödeme Verilmesine İlişkin Kurallar Koyan ve 637/2008 ve 73/2009 Sayılı Konsey Tüzüklerini Yürürlükten Kaldıran 17 Aralık 2013 Tarih ve 1307/2013 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü" ile düzenlenmektedir. Bu kapsamda, daha önceleri Tek Ödeme Planı ve belirli koşullar altında verilen üretimle bağlantılı destek ile sınırlı olan ödemeler, beşi zorunlu olmak üzere dokuz yeni ödeme kalemi içerecek şekilde genişletilmiştir.  

Zorunlu Destek Planlarıİhtiyari Destek Planları
  • Temel Ödeme Planı
  • Tek Alan Ödemesi Planı
  • Yeşil Ödeme
  • Genç Çiftçiler için Ödeme
  • Pamuk için Ürüne Özgü Ödeme
  • Küçük Çiftçi Planı
  • Üretimle Bağlantılı Destek
  • Doğal Kısıtı Bulunan Alanlara Verilen Destek
  • Yeniden Dağıtım Ödemesi

 

"Temel Ödeme", "Tek Ödeme Planı"nın yerini almıştır. 100 Avro'dan az miktardaki ödemeler ile 1 hektardan az tarım arazileri, ödeme kapsamı dışındadır.

"Tek Alan Ödemesi Planı"nın (TAÖP) 2020'ye kadar devam etmesi öngörülmektedir.

"Yeşil ödeme", temel ödemeye ek olarak, doğrudan ödemelerin daha çevreci hale getirilmesi ("greening") kapsamında önerilmiş olup, çapraz uyum standartlarına ek olarak, ürün çeşitlendirmesi, kalıcı meraların muhafaza edilmesi, arazilerin % 5'inin ekolojik odaklı alanlara (çitler, ağaç, çayır, tampon bölge vs.) tahsis edilmesi gibi bazı çevresel uygulamaların yapılması karşılığında çiftçilere ödenmektedir. Halihazırda çevreye yararlı uygulamalar yapan (organik tarımla uğraşan veya tarım çevre tedbirlerini uygulayanlar gibi) çiftçiler, bu temel koşulları yerine getirmiş sayılacaktır.

"Genç Çiftçiler için Ödeme", tarımsal faaliyete yeni başlayan 40 yaşından genç çiftçiler için temel ödeme alması koşuluyla, ilk 5 yıl süresince, kırsal kalkınma kapsamındaki kurulum yardımını tamamlayıcı şekilde, ilave % 25'lik bir ödeme olarak yapılmaktadır.

"Pamuk için ürüne özgü ödeme", Bulgaristan, Yunanistan, İspanya, Portekiz için verilmektedir. Yardım miktarı, ülkeler için belirlenen baz alan, verim ve referans miktarlar çerçevesinde hesaplanmaktadır.

"Küçük Çiftçi Planı", katılımcılarına basitleştirilmiş, sabit bir ödeme sunan, daha esnek çapraz uyum koşulları getiren ve yeşil ödeme yükümlülüklerinden muaf tutan bir ödeme planıdır. Bu plana dahil olan çiftçiler, Üye Devletler tarafından 500-1250 Avro arasında belirlenen yıllık sabit bir ödeme alabilmektedir.

"Üretimle Bağlantılı Destek", hububat, yağlı tohumlar, protein bitkileri, tane baklagiller, keten, kenevir, çeltik, sert kabuklu yemişler, nişastalık patates, süt ve süt ürünleri, tohumlar, koyun ve keçi eti, sığır ve dana eti, zeytinyağı, ipekböceği, kaba yem, şerbetçiotu, şekerpancarı ve çikori ile meyve ve sebze için; sadece ekonomik, sosyal veya çevresel nedenlerle önem arz eden spesifik tarım türlerinin veya spesifik tarım sektörlerinin belirli zorluklar yaşadığı bölgelerine veya sektörlerine ve sadece mevcut üretim seviyesini korumak üzere verilebilir. Bu destek, yıllık bir ödeme şeklinde, tanımlanmış miktar sınırlamaları dahilinde ve sabit alan ve verim bazında veya sabit hayvan sayısı bazında verilir.

"Doğal Kısıtı Bulunan Alanlara Verilen Destek", tarımsal üretimin zorlu koşullarda gerçekleştirildiği alanlarda üretimin devamlılığının sağlanması ve biyoçeşitliliğin korunması için verilebilmektedir.

"Yeniden dağıtım ödemesi (redistributive payments)", küçük ve orta ölçekli çiftlikler için, çiftçilerin ilk 30 hektarlık arazileri için kendilerine tahsis edilen mali bütçenin % 30'una kadar yıllık ilave bir ödeme şeklinde verilebilmektedir. 

Ortak Piyasa Düzenleri

Ortak Piyasa Düzenleri (OPD), Ortak Tarım Politikasının (OTP) oluşturulduğu 1960'lı yıllardan bu yana tarım piyasalarını düzenleme bakımından en etkin araç olup, 21 ürün ve/veya ürün grubu için ayrı ayrı oluşturulmuştur. Oldukça karmaşık ve ayrıntılı düzenlemeler içeren bu mekanizma, OTP'nin sadeleştirilmesi kapsamında tek bir kapsamlı Tüzük haline getirilmiştir. "Tek OPD Tüzüğü" olarak adlandırılan 1234/2007 sayılı "Bazı Tarım Ürünleri İçin Özel Hükümler Getiren ve Tarımsal Piyasalar İçin Ortak Bir Düzen Kuran Konsey Tüzüğü" 22 Ekim 2007 tarihinde yayımlanmıştır.

Son olarak, 2013 yılında gerçekleştirilen reform ile birlikte yeni bir Tüzük (Tarım Ürünleri için Ortak Piyasa Düzeni Oluşturan ve 922/72, 234/79, 1037/2001 ve 1234/2007 Sayılı Konsey Tüzüklerini Yürürlükten Kaldıran 17 Aralık 2013 Tarih ve 1308/2013 Sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü) yayımlanmıştır. Bu Tüzükte, önceki Tüzükteki yapı korunmuş ve her bir sektöre ilişkin olarak daha önceden ayrı ayrı ele alınan müdahale, özel depolama, ithalat tarife kotaları, ihracat iadeleri, koruma önlemleri, devlet yardımları ve rekabet kuralları gibi klasik piyasa politikası alanlarındaki kurallar, kullanılan araçlar veya politika konularına göre yeniden düzenlenmiştir.

OPD Tüzüğü aşağıda yer alan ürünleri kapsamaktadır:

 

1)         Hububat 12) Şarap
2)         Çeltik 13) Canlı ağaçlar ve süs bitkileri
3)         Şeker 14) Tütün
4)         Kaba yem 15) Sığır ve dana eti
5)         Tohumlar 16) Süt ve süt ürünleri
6)         Şerbetçiotu 17) Domuz eti
7)         Zeytinyağı ve sofralık zeytin 18) Koyun ve keçi eti
8)         Keten ve kenevir 19) Yumurta
9)         Meyve ve sebzeler 20) Kanatlı hayvan eti
10)     İşlenmiş meyve ve sebzeler 21) Diğer ürünler
11)     Muz 

 

Ayrıca OPD Tüzüğü, daha önceden tam anlamıyla bir OPD kapsamında bulunmayan ancak bir dizi özel tarımsal kural ile düzenlenen ipekböcekçiliği, tarımsal kaynaklı etil alkol ve arıcılık ürünleri gibi diğer tarımsal ürünlere ilişkin de önlemler getirmiştir.

Reform ile birlikte OPD açısından, genel itibariyle kamu müdahalesi araçlarının iyice azaltılarak, bir yandan piyasaya yöneliminin ve rekabetçiliğin artırılması, diğer yandan çiftçileri öngörülemeyen piyasa dalgalanmalarından korumayı amaçlayan kriz yönetim araçlarının devreye sokulmasının amaçlandığı görülmektedir.

Halihazırda müdahale, kamu müdahalesi ve özel depolama yardımı şeklinde uygulanmaktadır. Kamu müdahalesi, sadece belirtilen ürünlere ilişkin olarak belirlenen müdahale dönemlerinde, kamu müdahale fiyatından gerçekleştirilebilir. Kamu müdahale fiyatı, ürünlerin sabit bir fiyattan satın alınacağı fiyatı ya da ürünlerin ihale yoluyla satın alınabileceği azami fiyat anlamına gelir. Müdahale yoluyla satın alınan ürünlerin elden çıkarılması (ör: en çok ihtiyacı olanlara gıda dağıtılması), piyasaları bozmayacak şekilde gerçekleştirilir.

Kamu müdahalesine konu ürünler aşağıda yer almaktadır:

 

- Ekmeklik buğday, durum buğdayı, arpa ve mısır 

- Çeltik

- Sığır ve dana eti

- Tereyağı

- Yağsız süt tozu

 

Özel depolama yardımı ise, beyaz şeker, zeytinyağı, keten lifi, büyükbaş hayvan eti, tereyağı, kalite peynir, yağsız süttozu, domuz eti, koyun ve keçi etine verilebilmektedir. Önceden tereyağına verilen zorunlu depolama yardımı, yeni dönemde diğer ürünlere uygulanan şekilde ihtiyari hale getirilmiştir.

Yine OPD kapsamında, zeytinyağı ve sofralık zeytin, meyve ve sebze, şarap, arıcılık ve şerbetçiotu sektörlerine yönelik olarak Üye Devletlerin hazırladıkları ulusal yardım programlarına veya üretici örgütlerinin hazırladıkları faaliyet programlarına destek şeklinde yardım planları uygulanmaktadır.

Arzın düzenlenmesine ilişkin olarak ise, süt kotalarının 2015'te (31 Mart 2015 tarihinde kaldırılmıştır), şeker kotalarının ise 2017'de sona ermesi kabul edilmiştir. Şarap ve bağcılık alanında, bağ dikim hakları sisteminin 2015 sonunda sona ermesine ve 2016 yılından itibaren yeni bir dikim ruhsatı idare mekanizması getirilmesine karar verilmiştir.

Tarım ürünlerinin pazarlanması çerçevesinde, AB'de zeytinyağı ve sofralık zeytin, meyve ve sebze, işlenmiş meyve ve sebze, canlı bitkiler, süt gibi belirli bazı ürün ve ürün grupları için pazarlama standartları getirilmiştir. Bu standartlar, ürünlerin kalitesi, etiketleme, depolama veya nakliyeye ilişkin olabilmektedir. Bunun yanı sıra, özellikle şarap sektöründe, menşe adı ve mahreç işaretlerinin korunmasına yönelik hükümler ile şarapların etiketlenmesi ve sunumuna ilişkin kurallar da bulunmaktadır. 

Üretici örgütlerine ilişkin olarak, reformla birlikte, daha önce belirli sektörlerle (şerbetçiotu, zeytinyağı ve sofralık zeytin, meyve ve sebze, işlenmiş meyve ve sebze ve ipekböceği) sınırlı olan üretici örgütlerin tanınmasına ilişkin kurallar, gıda zincirinde çiftçilerin müzakere pozisyonlarını artırmak üzere, tüm diğer sektörleri kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Üye Devletler, bu sektörlerde faaliyet gösteren ve üretim, hasat, depolama, paketleme ve ürünlerini pazarlama konularında birlikte hareket eden üreticilerden oluşan gönüllülük esasına dayalı olarak kurulmuş olan üretici örgütlerine tanıma verebilmektedir. Bunun için sözkonusu üretici örgütünün faaliyetlerine ilişkin bir program oluşturması gerekmektedir. Ayrıca, belirli koşullar altında zeytinyağı, sığır ve dana eti, hububat ve diğer bazı tarla bitkileri sektöründe faaliyet gösteren üretici örgütlerine söz konusu ürünlerin arzına ilişkin sözleşmeleri toplu olarak müzakere etme imkanı tanınmıştır.

Kriz yönetimi açısından, özellikle küresel gıda krizleri ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların ardından, piyasaların bozulması ve hayvan hastalıklarının patlak vermesi durumunda alınabilecek istisnai tedbirler ortaya konulmuş ve tüm sektörleri kapsayacak olan ve yıllık doğrudan ödemelerden yapılacak kesintilerle finanse edilen yıllık 400 milyon Avroluk bir Kriz Rezervi oluşturulmuştur. Ayrıca, piyasada çok ciddi bir bozulma olması durumunda, Komisyon, üretici örgütlerini birlikte piyasadaki arzı idareye etmeye yönelik geçici önlemler almaları için yetkilendirebilmektedir.

Üçüncü ülkelerle ticaret konusuna ilişkin kurallar devam etmekte olup, bu kapsamda, ithalat ve ihracata yönelik lisanslar, gümrük vergileri, ithalat ve ihracat kotaları ve ihracat iadelerinin nasıl uygulanacağına dair ayrıntılı kurallar ortaya konmaktadır.

AB Kırsal Kalkınma Politikası

AB'nin 27 üyeli yapısı incelendiğinde; toplam AB nüfusunun %56'sı kırsal alanda yaşamakta olup, toplam alanının %92'sini kırsal alan oluşturduğundan, AB için kırsal kalkınma politikası, hayati bir öneme sahiptir ve öncelikli politika alanları arasında yer almaktadır. Ayrıca toplam istihdamın %53'ü ve brüt üretim değerinin %45'i kırsal alanlarda gerçekleşmektedir.

AB'de Kırsal Kalkınma Politikası, Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında ikinci sütun altında yer alan bir politika alanı olup, OTP'nin tesis edilmesini müteakip çeşitli reformlarla birlikte gelişim ve değişime uğramıştır. Özellikle Gündem 2000 reformu ile birlikte kırsal kalkınma politikasının önemi giderek artmış, bu politika alanı için ayrılan bütçede artışlar yaşanmıştır. 2000'li yıllardan gerçekleştirilen son reforma kadar kırsal alanda çevrenin korunması, sağlıklı ve kaliteli ürün üretimi, çevresel koşullar, gıda güvenilirliği ve ormancılık gibi konular ön plana çıkmıştır. Son reform AB'nin 2020 stratejisi ile uyumlu olarak 2013 yılında gerçekleştirilmiş olup, bu kapsamda kırsal kalkınma için desteklemelerin çerçevesinin belirlendiği 1305/2013/EC sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Tüzüğü dahilinde belirlenen amaçlar aşağıda yer almaktadır:

1.  Tarımda rekabetçiliğin teşvik edilmesi,

2. Doğal kaynakların ve iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik sürdürülebilir yönetimin sağlanması,

3. İstihdam yaratılması ve toplulukların dengeli bir şekilde kalkınması.

Ayrıca bahse konu tüzük çerçevesinde Avrupa Komisyonu tarafından yukarıdaki amaçlara ulaşmak amacıyla 6 adet öncelik belirlenmiştir. Bunlar; Tarım, ormancılık ve kırsal alanlarda yenilik ve bilgi transferinin hızlandırılması, tarımsal üretimin tüm alanlarında rekabetin artırılması ve işletme sürdürülebilirliğinin sağlanması, tarımda gıda zinciri organizasyonunun ve risk yönetiminin geliştirilmesi, tarım ve ormancılığa dayalı ekosistemin korunması ve geri kazanımı, tarım, gıda ve ormancılık sektörlerinde düşük karbon ve iklime dayanıklı tedbirlerin desteklenmesi ile kaynak etkinliğinin geliştirilmesi ve kırsal alanlarda sosyal katılım, yoksulluğun azaltılması ve ekonomik gelişmenin sağlanmasıdır.

Üye devletlerde kırsal kalkınma politikasının uygulanması ulusal ya da bölgesel kırsal kalkınma programları ile 7 yıllık dönemler halinde uygulanmaktadır. Bu çerçevede kırsal kalkınma politikası, 2014-2020 dönemi için 28 üye devlette toplam 118 kırsal kalkınma programı ile uygulanmaktadır.  Kırsal kalkınma programlarının finansmanı AB ve üye devleteler tarafından sağlanmakta ve tedbirlere göre katkı oranları değişiklik göstermektedir.

Yukarıda ifade edilen önceliklerin en az 4 tanesi üye devletlerin Kırsal Kalkınma Programlarında yer almak zorundadır. Bu programlar bölgesel programlar halinde olursa öncelik sayısı 4'ten az olabilecektir. AB'nin kırsal kalkınma alanında yer alan önceliklerinin gerçekleştirilmesine yardımcı olmak amacıyla Komisyon tarafından üye devletlere yönelik spesifik ihtiyaçları konu alan tematik alt programlar belirlenmiştir. Bunlar; genç çiftçiler, küçük tarımsal işletmeler, dağlık alanlar, yetersiz arz zincirleri, kırsal alanda kadın ile iklim değişikliğinin azaltılması, iklim değişikliğine adaptasyon ve biyoçeşitliliktir. Üye devletler bu tematik alt programlarla ilişkili tedbirlere kırsal kalkınma programlarında yer verdiğinde daha fazla destekleme yapabilmektedir.

Bunun yanında Kırsal Kalkınma Politikasının bir unsuru olan LEADER yaklaşımı kapsamında yerel aktörlerin katılımı ile o yöreye ait sorunların belirlenmesi ve sorunların çözümlerine yönelik bireysel projelerin oluşturulması amaçlanmaktadır.

Son olarak, 2014-2020 yıllarını kapsayan yeni Kırsal Kalkınma Tüzüğü kapsamında yer alan tedbirler belirlenmiştir. Bunlar;                Bilgi Aktarımı ve Bilgi Eylemleri, Danışma Hizmetleri, Çiftlik Yönetimi ve Yardım Hizmetleri, Tarım Ürünleri ve Gıda Maddeleri İçin Kalite Sistemleri, Maddi Varlıklara Yatırım, Doğal Afetler ve Felaketlerden Dolayı Hasar Gören Tarımsal Üretim Potansiyelinin Eski Haline Getirilmesi ve Uygun Önleme Eylemlerinin Getirilmesi,              Çiftlik ve İş Geliştirme,   Kırsal Alanlarda Temel Hizmetler ve Köylerin Yenilenmesi, Orman Alanlarının Kalkınmasına ve Ormanların Sürdürülebilirliğinde İyileşmelerin Sağlanmasına Yönelik Yatırımlar, Üretici Grupları ve Üretici Örgütlerinin Oluşturulması, Tarım-Çevre-İklim,                 Organik Tarım, Natura 2000 ve Su Çerçeve Direktifi Ödemeleri, Doğal ya da Başka Spesifik Kısıtlamalara Maruz Kalan Alanlara Yönelik Ödemeler, Hayvan Refahı, Orman, Çevre-İklim Hizmetleri ve Ormanların Korunması, İşbirliği ve Risk Yönetimi.

AB'nin üye devletlere 7 yıl için tahsis ettiği kırsal kalkınma bütçesi toplam 95,5 milyar Avro olup, aşağıda yer almaktadır.

2007-2013 Kırsal Kalkınma Politikası ile kıyaslandığında; yeni kırsal kalkınma politikasının, AB'nin öncelikleri çerçevesinde mali yönetimi kolaylaştırmak adına sadeleştirilmeye çalışıldığı, tedbir sayısının azaltıldığı, eksen kavramının ortadan kaldırıldığı, öncelikler kapsamında tedbirlerin gruplandırıldığı ve kırsal kalkınmaya yönelik bütçenin önceki dönemle hemen hemen aynı miktarda olduğu gözlemlenmektedir.

Ayrıca yeni politika ile doğrudan ödemeler ve kırsal kalkınma tedbirleri arasında bağlantı kurularak, iki politika alanı arasındaki ilişkilerin güçlendirilmeye çalışıldığı dikkat çekmektedir. Tarım çevre tedbirine iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik unsurların eklendiği ve Üye Devletler arasında bu konuda bir dayanışma kurulmaya çalışıldığı, Üye Devletlerin kırsal kalkınma programlarında kendisine tahsis edilen bütçenin en az %30'unu tarım çevreye yönelik önlemlerde kullanma zorunluluğu getirildiği gözlemlenmektedir. 

Yatay Konular

1. Entegre İdare ve Kontrol Sistemi(IACS)

Avrupa Birliği'nin Ortak Tarım Politikası kapsamında uyguladığı çeşitli desteklemelere ilişkin çiftçiler tarafından yapılan başvuruların yönetimini ve kontrolünü sağladığı sistem Entegre İdare ve Kontrol Sistemi'dir.

AB'nin IACS'a ilişkin kuralları Ortak Tarım Politikası'nın finansmanı, yönetimi ve izlenmesine ilişkin 1306/2013 Sayılı Tüzük ile düzenlenmiştir. 

IACS kapsamında yönetimi ve kontrolü yapılan desteklemeler aşağıda sıralanmıştır:

- Tek Ödeme Sistemi

- Tek Alan Ödeme Sistemi

- Diğer doğrudan ödemeler

- Alan ve Hayvan Başı Bazlı Kırsal Kalkınma Önlemleri

- Tarım Çevresel Önlemler

- Az gelişmiş bölgelere verilen alan ödemeleri

IACS'ı oluşturan alt sistemler aşağıda sıralanmıştır:

- Bilgisayar destekli veri tabanı

- Arazi Parsel Tanımlama Sistemi

- Ödeme haklarının tanımlanması ve kaydına yönelik sistem

- Destek başvuruları

- Entegre kontrol sistemi

- Destek başvurusu yapan çiftçiler için kayıt sistemi

 

Yardım başvurularının işlenmesindeki tüm aşamalarda aşağıdaki kontroller yapılmaktadır:

  • Görsel Kontroller: Başvuru formlarının düzgün bir şekilde doldurulup doldurulmadığına dair yapılmaktadır.
  • Uyum Kontrolleri: Kaynak belgelere karşı sisteme girilen verilerin karşılaştırılmasını içeren kontrollerdir.
  • İdari Kontroller: Bildirilen veriler ve sistemdeki veriler arasında doğruluk olup olmadığını belirlemeyi amaçlayan kontrollerdir. Bu kontroller iki bölüme ayrılabilir:
  • Basit Kontrol: Başvuruda elde edilen verilerin, işletme kaydı şeklinde sistemde kayıtlı verilerle karşılaştırılarak doğruluğunun kontrol edilmesidir. 
  • Çapraz Kontrol: Aynı alana veya ödemeye olası bir çoklu başvuruyu bulmak için yapılan; başvuruda elde edilen verilerin, diğer işletmeler tarafından sunulan verilerle karşılaştırmasını içeren kontroldür.
  • Yerinde Kontroller: Bu kontroller sırasında başvuruda elde edilen veriler ile tarımsal işletmelerin gerçek durumları kontrol edilmektedir. Doğrudan ödemelere ilişkin yerinde kontroller arazi çalışmaları ve/veya ilgili alana ilişkin hava ve uydu görüntülerinden yararlanarak uzaktan algılama ile yapılmaktadır.

    Ülkemizde IACS sistemini kurma çalışmaları kapsamında Arazi Parsel Tanımlama Sisteminin Sayısallaştırılması Projesi 2014 Ekim ayında başlatılmıştır. Proje kapsamında tüm Türkiye'nin ortofoto görüntüleri alınacak ve LPIS standartlarında sayısallaştırılarak coğrafi veri tabanı elde edilecektir. Tüm unsurlarıyla çalışan bir IACS sisteminin kurulması çalışmaları devam etmektedir.

 

2. Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA)

ÇMVA, Ortak Tarım Politikasının şekillendirilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu tarafından kullanılan ve bünyesinde fiziksel verilerin yanısıra ekonomik verilerin de yer aldığı araçların en önemlilerindendir. ÇMVA ile toplanan veriler, başta işletmelerin yıllık tarımsal gelirlerinin belirlenmesi ve izlenmesi ile işletmelerin performanslarının ölçülmesi olmak üzere birçok farklı amaçla (bilimsel araştırmalar, afet yardımları vb.) kullanılmaktadır. Böylece uygulanan tarım politikalarının sektöre etkileri ölçülebilmektedir. ÇMVA sistemi işletme bazlı mikro ekonomik verilerin toplanarak analiz edildiği yegane mekanizmadır.

AB üyesi ülkeler için 1965 yılından bu yana zorunlu olan ÇMVA sistemi sayesinde 27 Üye Ülkede 6.400.000 ticari işletmeyi temsilen belirli bir örnekleme planına göre seçilen 85.000 adet işletmeden veri toplanarak analiz edilmektedir. Sistemin yasal dayanağı 79/65 No'lu Konsey Tüzüğüdür. 

Sistemin kurulum çalışmalarına katkı sağlanması amacıyla 2007-2009 yılları arasında 2006 Phare programı çerçevesinde "Türk Pilot ÇMVA Sisteminin Kurulması" projesi yürütülmüştür. 2009 IPA-1 programı çerçevesindeki "Pilot ÇMVA Sisteminin Kurulması Projesinin Yaygınlaştırılması ve Sürdürülebilirliğin Sağlanması" adlı devam projesi ise 2011 yılının Mayıs ayında başlamış ve 2012 yılı Aralık ayında sona ermiştir.    

2007 yılında başlayan ilk eşleştirme projesi ile 9 pilot ilde ÇMVA sistemi kurulmuştur. Proje kapsamında 22/01/2009 tarihli ve 27118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan "Çiftlik Muhasebe Veri Ağı Sisteminin Kuruluş ve Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik"  ile mevzuat uyumu sağlanmıştır.

2015 Yılı itibariyle ÇMVA sistemi tüm yurda yaygınlaştırılmış olup 6000 işletmeden veri toplanmaktadır. Verisi alınan işletmelere sene sonunda geri bildirim raporu verilmekte ve finansal analizleri yapılmaktadır. Sistem gönüllük esasına göre çalışmakta ve işletmelerin katılımını sağlamak amacıyla 425 TL/İşletme katılım teşvik primi verilmektedir.

 

3. AB Ödeme Kurumları

Ödeme Kurumlarına ilişkin temel AB mevzuatı, Ortak Tarım Politikası'nın finansmanı, idaresi ve izlenmesi hakkındaki 1306/2013 sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Tüzüğü'dür.

Ödeme Kurumları, Ortak Tarım Politikasının (OTP) yürütülmesi için Avrupa Tarımsal Garanti Fonu (ATGF) ve Kırsal Kalkınma için Avrupa Tarımsal Fonu (KKATF) tarafından ayrılan finansmanın kullanılmasını sağlarlar.

Ödeme Kurumlarının fonksiyonları şunlardır:

  • Müdahale Alımları-Satımları
  • İhracat Geri Ödemeleri
  • Ürün Kotalarının Takibi
  • İthalat ve İhracat Lisanslarının Düzenlenmesi
  • Doğrudan Gelir Ödemeleri
  • Kırsal Kalkınma Tedbirlerinin Alınması
  • Gıda Yardımları
  • Balıkçılık

Ödeme Kurumlarının üç adet üst kurumu mevcuttur:

1-Yetkili Otorite

Her Üye Devlet, Ödeme Kurumlarının akreditasyonunu vermek, izlemek veya bu hakkın onlardan geri alınması gibi geniş yetkilere sahip olan bir "Yetkili Otorite" oluşturmak zorundadır.

2-Sertifikasyon Kurumu

Ödeme Kurumunun dışında, bağımsız, Ödeme Kurumunun yıllık hesaplarını ve işleyiş şeklini uluslararası standartlara göre denetleyen ve sonuçta ATGF ile Yetkili Otoriteye raporlayan bir kurumdur.

3-Koordinatör Kurum

Bir ülkede birden fazla Ödeme Kurumunun mevcut olması durumunda bir  "Koordinatör Kurum"un oluşturulması gerekmektedir.

Koordinatör Kurumun görevleri aşağıdaki gibidir:

  • Mevcut Ödeme Kurumlarına ilişkin bilgileri Komisyona iletmek üzere bir araya getirip düzenlemek,
  • "Sertifikasyon Kurumu"nun yıllık raporları ile AB Komisyonunun raporlarına istinaden, bir Ödeme Kurumuna akreditasyonun verilmesi, devam ettirilmesi veya geri alınması hususlarında Yetkili Otorite'ye öneride bulunmak. 

Bu üç kurumun yanı sıra, eğer delege edilen görevler varsa "Delege Organlar"  da sürece katılırlar. Bu kapsamda:

  • Ödeme Kurumları, uygun görecekleri kurum ve kuruluşlarla süresi belirli bir protokol imzalayarak bazı görevlerini devredebilirler.
  • Yetkilendirilen kuruluş asli faaliyetlerine devam eder.
  • Yetkilendirilen kuruluşların mevcut bilgi birikimi değerlendirilerek depoları ve teknik personeli ilgili görev doğrultusunda kullanılır.
  • Görevlerle ilgili yetkilendirme yapılsa bile, nihai sorumluluk Ödeme Kurumunundur.

Ödeme Kurumunun akredite olabilmesi için idari bir teşkilata ve ödemelerin yasal ve düzenli olduğunu garanti eden bir iç kontrol sistemine sahip olması gerekmektedir. Bu amaçla ödeme kurumunun, Komisyon tarafından koyulan iç çevre, kontrol faaliyetleri, bilgilendirme, iletişim ve izlemeye dair minimum akreditasyon şartlarına uyumlu olması zorunludur. Bu şartları sağlayan Ödeme Kurumları akredite olurlar.

Üye devletlerin Ödeme Kurumlarının sayıları, kurumsal yapıları ve uygulamaları ülkeden ülkeye değişmektedir. 28 AB ülkesinde 83 adet ödeme kurumu mevcuttur.

Son dönemdeki AB politikası kapsamında, üye ülkelerde mümkünse bir adet Ödeme Kurumu olması hedeflenmekte olup; bu doğrultuda ilgili mevzuat hükmü de değiştirilmiştir.

Aralık 2013'te değişen ilgili AB mevzuatı uyarınca; her üye devlet, kendi anayasal hükümlerini göz önünde bulundurmak suretiyle, akredite ödeme kurumlarının sayısını, ulusal düzeyde birden fazla olmayacak şekilde; üye devletin çeşitli bölgelerden oluşması durumunda da her bölge için bir adet ödeme kurumuyla sınırlamak mecburiyetinde bırakılmıştır. Bununla birlikte, bölgesel düzeyde ödeme kurumlarının oluşturulduğu ülkelerde, üye devletler bunlara ek olarak, doğası gereği ulusal düzeyde idaresi gereken yardım planları için ya ulusal düzeyde bir ödeme kurumu akredite eder ya da bu planların idaresini bölgesel ödeme kurumlarına verir.

 

4. AB Çiftlik Danışma Sistemi (FAS)

"Çiftlik Danışma Sistemi" (Farm Advisory System - FAS), Avrupa Birliği'nde çiftçilerin; gıda güvenirliliği, hayvan sağlığı ve refahı, çevre ve tarımsal üretimde girdi akışı konularında farkındalıklarının artırılmasına yardımcı olmak üzere, 2007 yılı itibariyle Üye Devletler tarafından kurulumu zorunlu tutulan bir sistemdir. FAS, her Üye Devlette çiftçilere çiftlik danışma hizmeti veren çeşitli kamusal ve/veya özel kurumları kapsar.

FAS, ilk olarak AB Ortak Tarım Politikasındaki (OTP) 2003 reformu beraberinde gündeme gelerek, OTP'nin bir unsuru olarak ortaya çıkmıştır. OTP'nin birinci sütunu (doğrudan ödemeler ve piyasa önlemleri) kapsamında doğrudan desteklere erişmek isteyen çiftçilerin uymak zorunda olduğu kurallar bütünü olan ve "İyi Tarım ve Çevresel Koşullar" (GAEC) ile "Zorunlu Yönetim Gereklilikleri"nden (SMR) oluşan "Çapraz Uyum" sistemi ile eş zamanlı olarak öngörülen FAS'ın kurulumu, çiftçilere yerinde sunulan danışmanlık hizmetleri yardımıyla çapraz uyum gerekliliklerinin garanti altına alınması amaçlanmıştır. Bu kapsamda, AB'de FAS'ın temel hedefi çiftçilerin bu zorunlu gereklilikleri yerine getirmeleri ve çapraz uyum kurallarına aykırılık halinde doğabilecek cezai sonuçların önüne geçebilmektir.

Üye Devletler düzeyinde, FAS, en azından 73/2009 sayılı Tüzüğünün 4. ve 6. Maddelerinde belirtilen çapraz uyum kuralları konusunda çiftçilere danışmanlık sağlayacak kapasitede olmalıdır. Ancak, danışmanlık sistemleri bu konularla sınırlı olmayıp, Üye Devletler önceliklerine göre danışmanlık sistemlerinin amacını ve kapsamını genişletebilirler. Diğer yandan, ilk planda, doğrudan ödemelerden faydalanan çiftçilerin sistemde öncelikli kılınması şart koşulsa da, 2008'deki OTP'nin Gözden Geçirilmesi (Health Check) sonrasında, Üye Devletler hangi çiftçilerin sistemden öncelikli olarak hizmet alacağına karar vermekte özgür bırakılmıştır.

FAS, çiftçilerin yasal zorunluluklarına ilişkin sorumluluk ve yükümlülüklerini hiçbir şekilde etkilemeden, çevre, gıda güvenliği ve hayvan sağlığı ve refahı ile ilgili çiftçilerin daha fazla farkındalık kazanmasına yardımcı olmalıdır. Danışmanlık hizmetleri denetim ve cezai kontrol mekanizmasından tamamen ayrıştırılmıştır. Bu sebeple, çiftçiler danışmanlık hizmetlerinden gönüllülük esasına dayalı faydalanmaktadır ve aldıkları danışmanlık hizmeti sonucunda eyleme geçip geçmemekte özgürdür. Sistemin diğer bir temel esası ise gizlilik olup, Üye Devlet otoriteleri danışmanlık hizmetleri sırasında çiftçilerden elde edilen bilgileri gizli tutma konusunda hassas davranmalıdır.

Üye Devletler düzeyinde FAS'ın kurulumu, OTP'nin ikinci sütununda öngörülen Avrupa Kırsal Kalkınma Tarım Fonu (EAFRD) Tedbir 115 kapsamında kısmen desteklenmektedir. Sistemin kurulumuna yardım şeklinde Üye Devletler 5 yıl süreyle gittikçe azalan biçimde desteklenebilmektedir. Tedbir 114 kapsamında ise, danışmanlık hizmetlerine erişen çiftçilerin hizmet ücretleri kısmen EAFRD kapsamında finanse edilmektedir. Desteğin miktarı, 1500 Avro üst sınırı konulmak kaydıyla, her danışmanlık hizmetinin uygun maliyetinin %80'idir.

AB'de Devlet Yardımları

Genel anlamda devlet yardımı "kamu kaynakları ile bir sektöre, bir ya da birkaç firmaya sağlanan her türlü ekonomik avantaj" olarak tanımlanmaktadır. Tarıma yönelik devlet yardımları üç ilke çerçevesinde verilmektedir. Bunlar; rekabet politikasının genel kurallarına uyulması, Topluluk Ortak Tarım Politikası ile kırsal kalkınma politikasına uyumlu olması ve uluslararası yükümlülükleri göz önüne almasıdır.

2012 ile 2014 yılları arasında tarımsal devlet yardımları kuralları revize edilmiş olup, bahse konu kurallara ilişkin mevzuatlar aşağıda belirtilmektedir;

  • 2014-2020 dönemine yönelik Tarım, Ormancılık ve kırsal alanlar için Topluluk Kılavuzu
  • Tarıma yönelik Blok Muafiyet Tüzüğü
  • Tarımsal De Minimis[1] Tüzüğü
  • Genel De Minimis Tüzüğü

2014-2020 dönemine yönelik Tarım, Ormancılık ve Kırsal Alanlar için Topluluk Kılavuzu ile üye devletlerin birincil tarımsal üretim ve tarım ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik ulusal yardım planlarına ilişkin genel kriterler belirlenmiştir.

Tarıma yönelik Blok Muafiyet tüzüğünde tarım, ormancılık sektörleri ve kırsal alanlar için Komisyona ön bildirimi yapılmayan belirli türdeki devlet yardımları yer almaktadır.

Tarımsal De Minimis Tüzüğü ile birincil tarımsal üretim yapan işletmelere yönelik verilecek yardımların kuralları belirlenmektedir.

Genel De Minimis Tüzüğünde tarım ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasında ve ormancılık sektöründe faaliyet gösteren işletmelere verilecek yardımların kuralları belirlenmektedir.



[1] De Minimis kuralı, Avrupa Birliğini kuran Anlaşmadaki devlet yardımı nitelendirilmesi yapılmadan ödenebilecek yardım tutarıdır. 

AB'de Organik Tarım

Organik Tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, mevzuatın izin verdiği girdiler kullanılarak, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, insan ve hayvan sağlığını korumaktır. 

AB'nin Organik Tarıma ilişkin yasal düzenlemeleri:

  • Organik üretim ve organik ürünlerin etiketlenmesine dair 28 Haziran 2007 tarih ve 834/2007 sayılı Konsey Tüzüğü
  • Organik ürünlerin üretimi, etiketlenmesi ve kontrolüne ilişkin ayrıntılı kuralları belirten 5 Eylül 2008 tarih ve 889/2008 sayılı Komisyon Tüzüğü
  • Üçüncü ülkelerden organik ürün ihracatına yönelik ayrıntılı kuralları belirten 8 Aralık 2008 tarih ve 1235/2008 sayılı Komisyon Tüzüğü

    834/2007 sayılı Konsey Tüzüğü ile genel çiftlik üretim kuralları, bitkisel üretim kuralları, deniz yosunu üretim kuralları, hayvancılık üretim kuralları, su ürünleri üretim kuralları ile bazı istisnai durumlar düzenlenmiştir.

    889/2008 Sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü'nün bitkisel üretim kuralları kapsamında toprak yönetimi ve gübrelere ilişkin sınırlamalar, topraksız üretimin yasaklanması, zararlılar, hastalıklar ve yabancı otlarla mücadele kuralları, mantar üretimi kuralları, geçiş sürecine ilişkin kurallar, paralel üretim ve tohum veri tabanına ilişkin kurallar düzenlenmiştir. 

    889/2008 Sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü'nün hayvansal üretim kuralları kapsamında hayvanların kökeni, hayvan barınakları ve yetiştiricilik kuralları, yemler, hayvan sağlığı ve geçiş sürecine ilişkin kurallar düzenlenmiştir.

    889/2008 Sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü ayrıca deniz yosunu üretim kuralları, su ürünleri üretim kuralları ile bazı istisnai durumlara ilişkin ayrıntılı düzenlemeler getirmiştir.

    Ülkemizde organik tarım faaliyetleri ithalatçı firmaların istekleri doğrultusunda ihracata yönelik olarak 90'lı yıllarda başlamıştır. 5262 sayılı "Organik Tarım Kanunu" 03.12.2004 tarihli ve 25659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu Kanun gereğince hazırlanan ve AB mevzuatına uyumlu "Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik" 18.08.2010 tarihli ve 27676 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bahse konu Yönetmelik'te 2011 ve 2012 yıllarında değişiklikler yapılmıştır.  

    Ülkemizin AB ülkelerine organik ürün ihracatını kolaylaştırmak amacıyla AB'nin üçüncü ülkeler listesine dahil edilmesi için çalışmalar yapılmakta olup, bu kapsamda Komisyon'a teknik dosya iletilmiş ve bu kapsamda ülkemize iki adet ziyaret gerçekleştirilmiştir. Nihai rapora ilişkin sonucun bu yıl içerisinde açıklanması beklenmektedir.

Kalite Politikası/Coğrafi İşaretler

Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretler "Coğrafi İşaret" olarak adlandırılır.

Coğrafi işaretler tescille koruma altına alınır. Coğrafi işaretin tescilinin başlıca amaçları şöyle sıralanabilir:

  • Coğrafi işarete konu olan ürünün kalitesinin korunması ve bilinen özellikte üretiminin sağlanması (ürünün korunması)
  • Coğrafi işarete konu olan yörede veya özellikte üretim yapanların tescilin sağladığı korumadan öncelikli olarak yararlanmalarının sağlanması (üreticinin korunması)
  • Coğrafi işaret ibarelerinin, gerekli özellikleri haiz olmayan sahte ürünler üzerinde kullanılmasının önüne geçilerek, tüketicinin yanıltılmasına engel olunması (tüketicinin korunması)
  • Ülkenin milli ve kültürel değerlerinin korunması

    Coğrafi işaretler, tek bir üreticiyi değil, belirli şartlar altında üretim yapan kişilerin tümünü korur.

    AB'de Tarım ve Kırsal Kalkınma başlığı altındaki Kalite Politikası kapsamında ele alınan Coğrafi İşaretler, PDO (menşe adı), PGI (mahreç işareti) ve TSG (geleneksel özellik) olmak üzere üç grupta değerlendirilmektedir.

    Menşe adı (PDO), belirli bir teknik bilgi kullanılarak belirli bir coğrafi alanda üretilen, işlenen ve hazırlanan tarım ürünlerini ve gıda maddelerini kapsar. Ör: Prosciutto di Parma (jambon). 

    Mahreç işareti (PGI), coğrafi alanla yakından bağlantılı tarım ürünlerini ve gıda maddelerini kapsar. Ürünün üretim, işleme veya hazırlama aşamalarından en azından birisi söz konusu alanda gerçekleştirilir. Ör: Scotch Beef (sığır eti) - Birleşik Krallık (İskoçya).  

    Geleneksel özellikte ise, üretim araçlarında veya üretimin bileşiminde geleneksel karakter öne çıkar. Ör: Mozzarella (peynir)- İtalyan geleneği.

    AB'de tarım ürünleri ve gıda maddeleri için menşe adı ve mahreç işareti ile geleneksel özellik korumasını konu alan coğrafi işaret tescili Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'nin tarımsal ürünler ve gıda maddeleri için kalite planları hakkındaki 1151/2012 sayılı Tüzüğü ile düzenlenmektedir.

    1151/2012 sayılı AB Tüzüğü uyarınca, "üçüncü ülkeler" olarak tanımlanan üye olmayan ülkeler hem tescil başvurusunda bulunma, hem de Komisyon tarafından yayımlanan başvurulara karşı itirazda bulunma hakkına sahiptirler.

    Bu kapsamda, ülkemizde Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tescil işlemi gerçekleşmiş coğrafi işaretler için AB'ye tescil başvurusunda bulunma imkanı mevcut olup, bugüne dek AB nezdinde 1 adet ürünümüz tescil edilmiştir:
  • 10 Temmuz 2009 tarihinde yapılan Antep Baklavası mahreç işareti tescil başvurusu başarıyla sonuçlanmış ve 21 Aralık 2013 tarihinde Antep Baklavası/Gaziantep Baklavası adı AB nezdinde tescil edilerek koruma altına alınmıştır.
  • Mahreç işareti tescili için başvurulan Afyon Pastırması ve Afyon Sucuğu ile menşe adı tescil başvurusu yapılmış olan Aydın İnciri ve Malatya Kayısısı için yasal inceleme süreleri dolmasına karşın henüz başvuruların kabulü veya reddine dair bir açıklama yayımlanmamıştır.

    2015 yılı Haziran ayı verilerine göre, AB'de tescil edilen 1279 adet gıda ve tarım ürününe ait coğrafi işaretlerin dağılımına bakıldığında; 590 adedinin PDO, 639 adedinin PGI, 49 adedinin ise TSG olduğu görülmektedir.

    Ayrıca gıda ve tarım ürünleri haricinde AB'de tescil edilen şarapların coğrafi işaret dağılımına bakıldığında; 1293 adedinin PDO, 459 adedinin ise PGI olduğu görülmektedir.
''