Konferansı, FAO önderliğinde Roma’da konuşlanmış BM ajansları olan IFAD (uluslararası tarımsal kalkınma fonu), WFP (Dünya Gıda Programı) ve CGIAR (Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Danışma Grubu)’nu temsilen Bioversity Int. (Uluslararası Biyoçeşitlilik) ile işbirliği halinde organize edilmektedir. İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya ve İsveç hükümetlerince desteklenen konferans 3-5 Haziranda Roma’daki FAO genel merkezinde gerçekleştirilmektedir.
Konferans, artan dünya nüfusunun beslenebilmesi için doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanımı ile 2050 yılına kadar tarımsal üretimi kiye katlanabilmesi gereği vurgulanmaktadır. Bu çerçevede değerlendirmelerde gıda üretimi üzerinde ortaya çıkan iklim değişikliği, biyoenerji ve artan fiyatların birbiriyle olan etkileşimleri üzerinde değerlendirme ve tartışmalar üzerine yoğunlaşılmaktadır. Bu anlama iklim değişikliğinin, özellikle az gelişmiş ve en fakir ülkelere etkisi üzerine olabilecek etkileri tartışılmaktadır. Tarımın, küresel ısınmanın oluşmasında payı olmakla birlikte küresel ısınmanın etkilerinin azaltılması yönünde çözümler sunabileceği vurgulanmaktadır. Bununla ilgili olarak, konferans, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak ve hafifletmek için uygulanabilecek stratejiler üzerinde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Bunun yanısıra biyoyakıt kullanımındaki artış çiftçilere yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda toprak ve doğal kaynakları bakımından gıda üretimi ile rekabetin ve artan gıda fiyatlarının bir sonucu olarak, gıda güvencesi üzerinde önemli bir negatif etkisi olabileceği değerlendirmesi de yapılmaktadır. Bu çerçevede, biyoyakıt kullanımının ekonomik, çevresel ve gıda güvencesine yönelik olası etkileri üzerinde daha detaylı analizler yapılması talep edilmektedir.
Bunların yanısıra konferansta artan gıda fiyatlarına karşı önlem olmak üzere uluslararası kuruluşlara adil bir gıda ticareti düzeninin sağlanabilmesi için gerekli girişimlerin yapılması çağrısı yapılmaktadır. Bu çerçevede öncelilkle Doha gelişme belgesinin en kısa zamanda sonuçlandırılması, gümrük vergilerinde adil düzenlemelere gidilmesi, ihracaat kısıtlamalarına başvurulmaması ve DTO ile uluslarası hukuk kurallarına aykırı ikili anlaşmalara başvurulmaması yönünde çağrılarda bulunulmaktadır.
Konferans daha önceden teknik hazırlık anlamında uzmanlarca aşağıda belirtilen bir dizi ön çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
Ø Gıda ve Tarımda Biyolojik çeşitlilik Workshopu-FAO (13–14 Şubat 2008)
Ø Biyoenerji politikaları, pazar, ticaret ve gıda güvencesi (18–20 Şubat 2008)
Ø Gıda ve yakıt güvencesine global bakış (18–20 Şubat 2008)
Ø Sınır aşan hastalıklar ve zararlılarla - İklim değişikliği (25–27 Şubat 2008)
Ø İklim değişikliği, su ve gıda güvencesi (26–28 Şubat 2008)
Ø İklim değişikliği ve afet risk yönetimi (28–29 Şubat 2008)
Ø İklim değişikliğine uyum ve etkilerin azaltılması (5–7 Mart 2008)
Ø İklim değişikliği ve balıkçılık ve su kültürü (7–9 Nisan 2008).
Açılışı BM genel sekreterince yapılan ve 186 ülkenin temsil edildiği konferansta Türkiye adına yapılan konuşma Roma Büyükelçisi ve FAO daimi temsilcisi Sn. Uğur ZİYAL tarafından gerçekleştirilmiş ve konferansa T.B.M.M. üyesi ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu başkanı milletvekili Sn. Vahit Kirişci, Roma Büyükelçiliğinden Müsteşar Yüksel Yücekal ile Tarım müşaviri Fazıl Düşünceli tarafından katılım sağlanmıştır.
Sn. Uğur ZİYAL ülkemiz adına yaptığı konuşmasında;
FAO raporlarındada beliritldiği üzere 37 ülkenin gıda krizi yaşadığını bu konuda acil önlemlerin alınmasını ve hemen uygulamaya geçilmesinin dünyamız için hayati öneme sahip olduğunu belirtmiştir. Bu konuda küresel anlamda önlemler alınmasının ve sorunların çözümünde Türkiye olarak bu çalışmanın parçası olmaya hazır olduğumuzu vurgulamıştır. İklim değişikliği, biyoenerji ve çevre konuları insanlığın karşı karşıya güçlüklerdendir. Dünya nüfusunun artması, piyasa koşulları ve biyolojik çeşitliğinin yok olması, ekonomik ve sosyal hedeflerimizi riske atmaktadır.Bunlarla mücadele edebilmek için kapsamlı önlemler alınmalıdır.Risk yönetimi ise önemli sorunlardan bir diğeridir. Tarım ürünlerinin fiyatları artmamakta sanki fiyatlar uçmaktadır. Bunun pek çok nedeni vardır. Saymış olduğum bu sebeplerden dolayı gıda güvencesi en önemli konu haline gelmiştir. Sorumluluk sahibi bir ülke olarak, bizim halkımızı beslemeye yetecek kadar gıda stoğumuz bulunmaktadır ancak bunun yalnızca ulusal seviyede değil küresel anlamda sağlanması daha önemlidir. Bu nedenle sürüdürülebilir gelişmeyi sağlayabilmek üzere gıda üretim sisteminde oluşan zorlukların üstesinden gelmek için özkaynaklarımızı kullanarak stratejiler geliştirdik ve bunları uygulamaktayız.
Artan nufusun gıda ihtiyaçları gıda üretiminin artamasından daha fazladır. Ekilebilir alanlar genişletilemeyeceği için artan gıda arzını karşılayabilmek üzere tarımsal üretim sistemimizdeki verimliliği artırmamız gerekmektedir. Ancak bunları uygularken artan gıda fiyatları, iklim değişikliği ve biyotakıta olan talep artışı gibi sorunlarla da karşı karşıya kalmaktayız.
Son zamanlarda ki gıda fiyatlarındaki artış tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de endişe ile karşılanmıştır. Gıda fiyatlarında son dönemde yaşanan artışlar gıdanın eksikliğinden değil enerji maliyetlerinin artmasından ve küresel Pazar etkileri gibi diğer verilerden kaynaklanmaktadır.Türkiye olarak aşırı fiyat artışlarını kontrol edecek önlemleri başarılı biçimde uygulamaktayız buna karşın gelecekte daha pahalı gıda fiyatlarına da hazırlıklı olmamız gerekmektedir.
Bu bağlamda, artan gıda fiyatları tarım için fırsatlar yaratmasına rağmen bu durum üreticilerden çok tüccarların lehine olacaktır. Bunun aksine küçük ölçekli çiftçiler ve düşük gelir sahipleri artan gıda fiyatlarından ciddi biçimde etkilenecektir. Yakıt maliyetlerinin artması nedeniyle daha ucuz ve çevre ile dost enerji kaynaklarının araştırılması yapılmalıdır. Bu kapsamda ülkemizde biyodizel sektörü yavaş ancak kademeli biçimde gelişmektedir ve bitki yağına olan talep artmaktadır. Bu nedenle tarımla uğraşan kişilere daha fazla yağlı tohum üretmeleri için baskı yapılmaktadır. Bu, çiftçilere daha fazla kazanmaları için elbette fırsat yaratmaktadır ancak beraberinde gıda güvencesine yönelik risk oluşturmaktadır. Nitekim gıda güvencesini biyoyakıt talebi ile birlikte değerlendirmemiz ve gıda güvencesine yönelik sürdürülebilir stratejiler hazırlamamız gerekmektedir.
Tarım yaşanan bu sorunlardan doğrudan etkilenmekte ancak bu etkileri asgari düzeye indirecek çözümleride içerisinde barındırmaktadır. Sürüdürülebilir üretim sistemlerinin kurulması için izleme, risk değerlendirme ve etkili önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu önlemler su, toprak ve biyoçeşitlilik gibi doğal kaynakların korunması, sürdürülebilirliği ve etkin kullanımına yönelik olmalıdır.İklim değişikliği ve biyoenerji arzının yarattığı güçlüklerle mücadele etmek ve gıda güvencesini sağlamak için iklimle uyumlu ve sürdürülebilir üretim teknikleri geliştirmek zorundayız. Su kaynaklarının etkin kullanımının yer aldığı iklim değişikliğine adaptasyon, sel ve kuraklık için erken uyarı sisteminin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının sunulması, kuraklık stresine dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesi ve doğal kaynaklar ve çevreyi korumaya yönelik tarım tekniklerinin geliştiirlmesi için önlemler alınmalıdır. Öncelikli olarak yapılması gereken ise açlığın azaltılması ve en fakir ve en çok etkilelenen kesimlere destek olunması için küresel anlamda koordinasyon ve işbirliğinin sağlanmasıdır.
Bu kapsamda Türkiye politika geliştirilmesi, mevzuat ve yeniden yapılanma konularında önemli adımlar atmıştır. Bunlar;
Ayrıca, büyük miktarda gıda üretimini sağlayacak geniş kapsamlı sulama projelerine dayalı büyük ölçekli bölgesle kalkınma projeleri hazırlandı. Tüm bunlardan da görüleceği üzere, çalışmalarımız daha çok üretim ve tedarik alanına yöneliktir.
FAO ve diğer BM ajanslarını ve uluslar arası kuruluşları yaşanan bu güçlüklerinin üstesinden gelinmesine yönelik yapacakları tüm girişimler için desteklemekteyiz. Bu bağlamda, Türkiye doğal kaynakların ve iklim sisteminin korunmasına büyük önem vermektedir ve açlığın azaltılması ve sürüdülebilir gelişmenin sağlanması yönündeki uluslalarası çabaların içinde yer almaya hazırdır.
Günümüzde yüksek gıda fiyatları, iklim değişikliği ve biyokatı arzı tarım sistemizie adapte etmemiz gereken küresel bazda önemli konulardır. Küresel anlamda karşılaştığımız güçlükler hemen hemen benzerdir. Bu sebeple hepimiz için bir tek dünya var ve bugün ve gelecek nesiller için gıda kaynaklarımızı güvence altına almalı, deneyimlerimizi paylaşmalı ve bugün burada yaptığımız gibi daha fazla işbirliği yapmalı ve birlikte çaılşmalıyız.