T.C. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

Bakanlığın 2018 Bütçesi, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüldü

Yayın Tarihi : 2.11.2017

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Bakanlığın 2018 bütçesinin yüzde 67'si olan 14 milyar 514 milyon lirasının tarımsal destekleme olarak çiftçilere ayrıldığını belirterek "Birçok tarımsal ürünün anavatanı olan ülkemizde, tarım sektörünü geliştirmek ve vatandaşlarımızın gıda güvenliğini garanti altına almak için önemli çalışmalar yürüttük, yürütmeye de devam ediyoruz." dedi.

Ahmet Eşref Fakıbaba, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının 2018 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı. Fakıbaba'nın konuşması, ana başlıklarıyla şöyle:

 

Gelecekte tarım ve gıda çok daha önemli olacak

"İnsanoğlunun varlığını sürdürmesini sağlayan tarım ve gıda üretimi, artık sadece günümüzün değil geleceğin de meselesi haline gelmiştir. Özellikle sanayi devriminden sonra dünyada; şehirler büyüdü, endüstri gelişti, nüfus hızla arttı, küresel ısınmanın olumsuz etkileri artık kendini iyiden iyiye göstermeye başladı. Bütün bu gelişmelere mukabil, su ve toprak kaynaklarının önemi ve korunması gereği de giderek artmaya başladı. 

Bu dönemde maalesef insanoğlu hızla gelişmenin ve modernleşmenin peşine düşerken, gıdasını sağlayan toprağını ihmal etti.

Dünyada toplam toprak alanı 13 milyar hektardır ve bu alanın sadece 5 milyar hektarlık kısmı tarım alanıdır.

Bu alanın da 1,5 milyar hektarlık bölümü işlenen tarım alanı olarak kullanılıyor.

Tarıma elverişli olan bu araziler hızla azalıyor.

Gıdayı üretebilmek ve karnımızı doyurabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak.

Bu sebeple tarımı çok önemsiyoruz.

Çünkü biliyoruz ki gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol edecek; 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara dayanacak. Oluşacak bu nüfusu besleyebilmek içinse tarımsal üretimimizi %  60 artırmamız gerekiyor. Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanıyor. 800 milyon insan açlıkla mücadele ediyor. Dünyada her 25 dakikada bir kişi açlık sınırının altına düşüyor. Gelecekte ise kuraklık nedeniyle 2030 yılına kadar 700 milyon insanın yaşadığı yeri terk edeceği tahmin ediliyor.

Bunun için küresel düzeyde tedbirler almak gerekiyor. Tedbir alınmadığı takdirde, tarım ürünlerinden aldığımız verimin de %  25'lere varan oranlarda düşeceği bildiriliyor. Aslında mesele sadece ürettiğimiz ürünün bize yetmemesi değil.

Bir de üretilen ürünün kıymetinin bilinmemesi ve israf edilmesi konusu var. Dünyada her yıl 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor. Bu konu beni çok üzüyor. İsraf eden iflas eder. İnsanlar aşırı tükettikçe insanlık tükeniyor maalesef. Bir tarafta açlığın, diğer tarafta israfın bir arada olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Adaletsizliğin, gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu yüzyılda, insanoğlu hem kendi hakkaniyetine hem de geleceğine daha dikkatli bakmalıdır.

Kısacası, gelecek yüzyılın en önemli meselesi tarım ve gıdadır.

Üretim için en temel unsurlar olan toprak ve suyun kıymetini bilmeliyiz.

Toprak ve su korunduğu ölçüde geleceğe güvenle bakabiliriz.

Yüce Yaradan'ın insanlığın hizmetine sunduğu bu değerli kaynakları; daha rasyonel kullanmanın yollarının bulunması, sürdürülebilir bir üretim ve tüketim modeli geliştirilmesi gerekmektedir.

Vatandaşlarımızın gıda güvenliğini sağlamak amacıyla, daha planlı, daha verimli ve daha kaliteli üretim yapmak zorundayız.

Bu sebeple Bakanlığımızın 2018-2022 Dönemi Stratejik Planını bu esaslar üzerine kurduk.

Stratejik Planda, Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda tüm iç ve dış paydaşların görüşlerine yer verdik.

Ulusal kaynaklarımızı etkili, ekonomik ve verimli kullanarak faaliyetlerimizi yürütmeyi hedefledik.

Gıda, tarım ve hayvancılıkta rekabetçi, milli ve küresel çözümler üreten güçlü bir Türkiye dedik.

 

Tarımsal hasılamız 161 milyar liraya ulaştı

Üretmek ve paylaşmak gibi iki önemli hikmeti içinde barındıran Anadolu, tarımla kültürü birlikte harmanlamış bir coğrafyadır.

Birçok tarımsal ürünün anavatanı olan ülkemizde, tarım sektörünü geliştirmek ve vatandaşlarımızın gıda güvenliğini garanti altına almak için önemli çalışmalar yürüttük, yürütmeye de devam ediyoruz.

24 milyon hektar tarım alanımız, 14,6 milyon hektar mera varlığımız, 3 milyonun üzerinde çiftçimizle bugün; 121 milyon ton bitkisel üretim, 23 milyon ton hayvansal üretim, 161 milyar lira tarımsal hasıla, 16,3 milyar dolar tarımsal ihracat gerçekleştiriyoruz.

 

Son 15 yılda üreticilerimize 103 milyar lira destek verdik

2016'da doğal afetlerin bazı ürünlere olumsuz etkisi sebebiyle %  2,6'lık küçülme gösteren tarım sektörü; 2017 yılında büyüme sürecine tekrar girdi ve ilk 6 aylık süreçte %  3,6 büyüme sağlandı.

Hükümetlerimiz, tarım sektörünün büyümesi ve gelişmesi için daima çiftçimizin yanında yer aldı, devletin tüm imkânlarını seferber etti.

2017 yılsonu dikkate alındığında, son 15 yılda üreticilerimize toplam 103 milyar lira nakit hibe destek sağladık.

Özellikle girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkisi desteklerimiz devam ediyor.

Mazot desteğini başlatan hükümet olarak şimdi de yeni bir uygulamayı bu yıl başlattık.

Ürün bazında mazot maliyetinin yarısını destek olarak üreticilerimize ödeyeceğiz.

2018 yılında ise çiftçilerimize toplam 14,5 milyar lira nakit tarımsal destek vereceğiz.

 

Düşük faizli tarımsal kredi uygulamamız devam ediyor

Tarımsal kredilerde 2017 yılında, faaliyete göre değişmekle birlikte %  25 ila % 100 arasında faiz indirimi, yani sübvansiyon uygulaması devam ediyor.

Böylece üreticilerimiz % 0 ila % 8,25 cari faiz aralığında sübvansiyonlu kredi kullanabiliyorlar.    

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından 2017 yılının ilk 9 ayında toplam 26,3 milyar lira tarımsal kredi kullandırıldı.

2017 yılında yapılan yasal düzenleme ile 31.12.2016 tarihi itibariyle Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinde muaccel hale gelen tarımsal kredi borçları 5 yıl vadeye yayılarak taksitlendirildi ve yeniden yapılandırıldı.

Yapılandırma kapsamında uygulanan %  11 oranındaki basit faizin %  6'sı Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılandı.

Hayvancılık sektöründe ise sıfır faizli kredi uygulaması devam ediyor.

Uygulamanın başladığı 2010 Ağustos ayından 2017 Eylül ayına kadar 423 bin üretici toplam 10,5 milyar lira faizsiz kredi kullanma imkanı buldu.

 

192 ovayı koruma altına aldık

Çiftçiyi kalkındırmanın ve üretimi artırmanın en önemli unsuru esasen toprağı korumak, ona gereken saygıyı göstermektir.

Topraklarımız nasıl şehitlerimizin kanlarıyla yoğrularak vatan oluyorsa, çiftçilerimizin alın teriyle yoğrularak da bereketleniyor.

Anadolu'nun bu bereketli topraklarını korumak ve en verimli şekilde gelecek nesillere aktarabilmek için azami çaba sarf ediyoruz; 2017 yılında 192 tarımsal ovayı Bakanlar Kurulu Kararı ile koruma altına aldık. Bu ovaların toplam alanı 6,1 milyon hektardır. Koruma altına alınan ovaların 300'e çıkarılması için çalışmalarımız sürüyor.

Arazi toplulaştırma çalışmalarına büyük önem veriyoruz. Toplulaştırmanın ilk başladığı 1961'den bu yana 6,1 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı. Bunun 5,6 milyon hektarı son 15 yılda tamamlandı. 1,8 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmaları devam ediyor. 2023 yılına kadar 14 milyon hektar arazinin tamamında toplulaştırmayı tamamlayacağız.


Sulama sistemi kurulumuna yüzde 50 hibe desteği ve sıfır faizli kredi uygulaması devam ediyor

Kuraklık ve su sıkıntısı tarımı tehdit eden en önemli faktördür. Bu sebeple daha fazla tarım arazisini suya kavuşturmak için tüm tedbirleri alıyoruz.

Arazi toplulaştırma ve sulama projelerinin birlikte planlanarak uygulanması için Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile koordineli çalışmalar yapıyoruz.

Suyun doğru ve etkin kullanımı için "Bitki Su Tüketim Rehberleri" hazırlandı.

Damla ve yağmurlama sulama sistemine geçen çiftçilerimize  %  50 hibe desteği ve sıfır faizli kredi uygulamasını devam ettiriyoruz.

Hibe ve krediler ile 2006'dan bugüne kadar yaklaşık 8 milyon dekar alanda damla ve yağmurlama sulama sistemi kurulmasını destekledik.

2009'dan bu güne toplam 84 bin hektar tarım alanının drenaj problemini çözdük ve yeniden tarıma kazandırarak, üretim çarkına dahil ettik.

 

941 Havzada 21 ürüne destek veriyoruz

Bitkisel üretimimizi artıran birçok projeyi hayata geçirdik;

Milli Tarım Projesi kapsamında, bitkisel üretimde 2017 yılında Havza Bazlı Üretimi Destekleme Modeline geçtik.

Model kapsamında 941 tarım havzasında 21 ürün destekleniyor (Buğday ve yem bitkileri tüm havzalarda destekleniyor).

Bu ürünler ülkemiz için stratejik öneme sahip, arz açığı olan,  hayvan beslenmesi ve bölgesel açıdan önem arz eden ürünlerdir.

Gübrede %  18 olan KDV, Hükümetimiz tarafından 2016 yılı Şubat ayında yapılan yasal düzenleme ile kaldırıldı.

Organik tarım ve iyi tarım uygulamalarına önem verdik.

Havza modeline göre belirlenen "Gübreleme Rehberleri" hazırlandı.  


Tarım sigortalarının kapsamı daha da genişleyecek 

Üreticileri doğal afetlere karşı güvence altına alan ve çiftçinin kara gün dostu olan TARSİM ile 2006 Haziran-2017 Eylül döneminde toplam; 8,8 milyon adet poliçe düzenlendi, 118 milyar lira değerinde tarımsal varlık sigortalandı, 3,4 milyar lira prim desteği ve 3,5 milyar lira hasar tazminatı ödendi.

2017 yılında TARSİM'in kapsamını genişlettik ve yeni konular dahil ettik; Buğday'da İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortasına geçildi. Kiraz'da kayıplara neden olan hasat öncesi yağmur riski teminat kapsamına alındı. Meyvecilikte ürünün yanında ağaçlar da sigorta kapsamına alındı. Asmalarda üzümün yanında asma yaprağı da teminat kapsamına alındı. Ayrıca, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda hırsızlık ta teminat kapsamına alındı.

Tarım sigortalarının kapsamını daha da genişletmek için çalışmalarımız sürüyor. 2018 yılında İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortası tüm tahılları kapsayacak şekilde uygulanmaya başlayacak. (Buğday, Arpa, Çavdar, Tritikale, Yulaf).

 

TMO, 1 milyar lira değerinde 100 bin ton fındık aldı

Lisanslı Depoculuk konusunda önemli çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda özel sektör tarafından toplamda 3,5 Milyon ton kapasiteli hububat deposu için kiralama sözleşmesi imzalandı ve inşaatlara başlandı.

TMO kanalıyla iç ve dış piyasaları yakından takip ederek, hem piyasaları düzenleyici hem de üreticilerimizin mağduriyetini önleyici tedbirleri alıyoruz

TMO tarafından 2017 Ekim ayı itibariyle; 2 milyon 50 bin ton buğday, 205 bin ton mısır alımı yapıldı. Bu alımlar karışlığında çiftçilerimize toplam 2 milyar lira ödendi.

Kuru üzüm (9 kalite) için alım fiyatı 12 Eylül 2017'de 4 TL/kg olarak açıklandı. Ekim ayı itibariyle 5 bin tona yakın kuru üzüm alındı ve üreticilere yaklaşık 20 milyon lira ödendi. Alımlar devam ediyor.

Fındık fiyatlarının üretici aleyhine düşmesini önlemek amacıyla TMO kanalıyla 21 Ağustos 2017 itibariyle Levant kalite için 10 TL/kg, Giresun kalite için 10,5 TL/kg fiyattan fındık alımına başladık.

Ekim ayı itibariyle 1 milyar lira değerinde 100 bin ton fındık alındı ve üretici hesaplarına 800 milyon lira aktarıldı.

Fındıkta alan bazlı gelir desteğine dekara 170 lira olacak şekilde devam ediyoruz.

Ayrıca 13 TL mazot ve gübre desteğiyle birlikte fındık için dekara toplam 183 lira destek veriyoruz.

Fındıkta, 2009 yılından 2017 yılına kadar olan 9 yıllık dönemde toplam 6,1 milyar lira alan bazlı destek ödemesi yapıldı.

Çeltik konusunda ise 12 Eylül 2017'den itibaren emanet alımlara başlandı. Piyasa fiyatları üretici lehine olduğundan TMO tarafından müdahale alımı yapılmadı.

Kısacası TMO üreticilerimizin mağdur olmaması için gerektiğinde regülasyon görevini çok iyi bir şekilde yerine getiriyor.

Tüm üreticilerimiz de bu kapsamda memnuniyetlerini dile getirmektedir.

ÇAYKUR'un 46 fabrikasında, ülkemizde üretilen yaş çayın yaklaşık % 55'i işleniyor. 2017 yaş çay alım kampanyasında Eylül itibariyle 391 bin ton yaş çay alımı yapıldı. Yaş çay alım bedeli olarak üreticilere 2016'da 1,1 milyar lira, bu yılın ilk 9 ayında ise 695 milyon lira ödeme yapıldı.

ÇAYKUR çay satışlarından 2016'da 2 milyar 389 milyon lira, bu yılın ilk 8 ayında ise 927 milyon lira gelir elde etti.

 

Tohumculuk sektörümüz desteklerle büyüyor

Tohumculuk sektörü de, tohumluk üretimi ve sertifikalı tohum kullanımına sağlanan desteklerle büyümeye ve gelişmeye devam etti.

Türkiye son dönemlerde Ar-Ge çalışmalarıyla yerli tohum üretiminde önemli yerlere geldi.

Hükümetlerimiz yerli tohumculuğu 2005 yılından beri desteklemektedir.

Özellikle sebzecilikte yerli tohumculuğu geliştirmek için önemli projeler başlattık.

2004'te yerli sebze tohum kullanımı % 10 iken bugün % 60'ın üzerine çıktı.

Uluslararası normlarda faaliyet gösteren tohumculuk sektörümüzün, uluslararası sistemlere entegrasyonu sağlandı.

2017 yılı Ekim ayı itibariyle çiftçilerimize; sertifikalı tohum kullanımı için 187 milyon lira, sertifikalı tohum üretimi kapsamında 59 milyon lira destek ödendi.

Ülkemiz artık araştırma merkezlerimizde, kaliteli tohumlar üretip bunların ihracatını gerçekleştiriyor.

2016 yılında; 960 bin ton tohumluk ürettik, 76 ülkeye 58 bin ton tohum ihracatı yaptık.

TİGEM vasıtasıyla üreticilerimize 2018'de; 238 bin ton hububat, 3 bin ton yem bitkileri tohumu dağıtmayı planlıyoruz.

 

Bitkisel üretimde önemli artışlar sağlandı

Verilen destekler, sağlanan uygun krediler, yürütülen projeler ve elbette ki üreticilerimizin gayretleriyle bitkisel üretimde önemli artışlar sağlandı.

2017 yılında; buğday üretimimiz 21,6 milyon ton, mısır üretimimiz 5,9 milyon ton, çeltik üretimimiz 900 bin ton, ayçiçeği üretimimiz 2 milyon ton, toplam meyve ürünleri, çay ve baharat bitkileri üretimimiz 22 milyon ton, toplam sebze üretimimiz 31 milyon ton olarak gerçekleşti.

 

Hayvancılığa 25 milyar lira destek verdik

Hayvancılık konusunda da önemli çalışmalar yaptık, büyük mesafeler kat ettik.

Son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar lira destek verdik.

Hayvancılığı 2010 yılında sıfır faizli kredi kapsamına aldık.

Karma yemde % 8 olan KDV'yi 2016 yılında kaldırdık.

Yem bitkilerine sağladığımız destek de artarak devam ediyor. Son 15 yılda 4,5 milyar lira destek ödedik. Bu destek sayesinde yem bitkileri üretim alanı 1,1 milyon hektardan 2,6 milyon hektara yükseldi.

Hayvan ıslahında en önemli araç olan suni tohumlama çalışmalarına önem verdik.

Suni tohumlama sayısını yılda 624 bin adetten,  3 milyon 632 bin adede çıkardık.

TİGEM tarafından 5 üniversite işbirliğiyle 2017 yılında başlatılan "Embriyo Transferi ile Üstün Vasıflı Damızlık Sığır Üretim Projesi" ile hayvan ıslah çalışmalarımız önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşmasını hedefliyoruz. 

Ana olmadan dana olmaz, dana olmadan et ve süt olmaz.

Bu sebeple, hayvancılıkta yerli üretimin geliştirilmesi için 2017 yılında "Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekleme Modelini" oluşturduk.

Model kapsamında; kalkınma bölgesi kapsamındaki 41 ilde; ahır-Ağıl inşaatına % 50, damızlık boğa, koç ve teke alımına % 80 hibe veriyoruz.

30 il Mera Yetiştirici Bölgesi olarak belirlendi. Bu illerde; et sığırcılığına uygun 200 başa kadar düve alımına % 30 hibe, programlı aşıları yapılmış 4 aylık her buzağı için ise 750 lira destek veriyoruz.

40 il Damızlık Düve Üretim Merkezi olarak belirlendi. Bu illerde; en az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve üretim merkezleri kuruluyor. İnşaat yatırımlarına, alet-ekipman ve damızlık düve alımına % 50 hibe veriyoruz.

40 il Damızlık Koç-Teke Üretim Merkezi olarak belirlendi. Bu illerde; en az 500 baş kapasiteli damızlık koç-teke üretim merkezleri kuruluyor. Ağıl yapımına, alet-ekipman ve erkek damızlık hayvan alımına % 50 hibe veriyoruz.

15 il Damızlık Manda Üretim Merkezi olarak belirlendi. Bu illerde; en az 150 baş kapasiteli damızlık manda üretim merkezleri kuruluyor. Ahır yapımına, alet-ekipman ve manda düvesi alımına % 50 hibe veriyoruz.

2010 yılından bugüne Trakya'nın şap hastalığından ariliği sağlanmıştır.

Şimdi, bu arilik statüsünü Türkiye'nin tamamına yaymak için aşılama seferberliğini başlattık.

Ayrıca, arıcılık, kaz ve hindi yetiştiriciliği ile ipekböcekçiliğinin geliştirilmesi için bu kapsamdaki yatırımları destekliyoruz.

Hayvancılık alanındaki piyasa regülatörümüz Et ve Süt Kurumumuz önemli çalışmalar yürütüyor. ESK, 2017'nin ilk 6 ayında üreticilerimizden 48 bin büyükbaş, 16 bin küçükbaş hayvan alımı yaparak 18 bin ton kırmızı et üretti. 16 bin ton da satış gerçekleştirdi. ESK süt sektörünü regüle etmek, oluşan arz fazlası sütü değerlendirmek ve üreticilerimize destek olmak için ilk kez Mart 2016'da çiğ süt alımına başladı. Bu kapsamda 2017 yılının ilk 8 ayında üretici birlikleri ve kooperatifler aracılığıyla yağsız süt tozu yaptırılmak üzere 548 bin ton çiğ süt alındı.

TİGEM vasıtasıyla son 15 yılda; 62 bin baş damızlık sığır, 146 bin baş damızlık koyun dağıtımı gerçekleştirdik. 2018'de; 7 bin baş damızlık sığır, 28 bin baş damızlık koyun dağıtmayı planlıyoruz.

Genç Çiftçi Projesi kapsamında TİGEM kanalıyla; 2016 yılında; 51 bin baş sığır, 107 bin baş damızlık koyun ve keçi dağıttık. Bu yıl hedeflediğimiz 51 bin baş sığır ve manda ile 106 bin baş damızlık koyun ve keçi dağıtımları devam etmektedir.

 

Sığır varlığı yüzde 50 artışla 14,7 milyon başa yükseldi

Hayvancılığa yönelik bir kısmını sayamadığım bu önemli çalışmalar sonucunda son 15 yılda;

Sığır sayısı % 50 artışla 9,9 milyon baştan 14,7 milyon başa,

Küçükbaş sayısı % 40 artışla 32 milyon baştan 45 milyon başa,

Süt üretimimiz % 120 artışla 8,4 milyon tondan 18,5 milyon tona,

Kırmızı et üretimimiz % 180 artışla 421 bin tondan 1,2 milyon tona,

Tavuk eti üretimimiz % 170 artışla 696 bin tondan 1,9 milyon tona,

Yumurta üretimimiz % 57 artışla 11,5 milyar adetten 18,1 milyar adede,

Bal üretimimiz % 42 artışla 75 bin tondan 106 bin tona çıktı.

 

Amacımız, üreticiyi de tüketiciyi de mağdur etmeyecek yapı oluşturmak

Önümüzdeki dönemde hayvancılıkla ilgili çalışmalarımızı daha da ileri noktalara taşıyacak ve uzun vadeli tedbirlerimizi alacağız.

Vatandaşlarımızın et ihtiyacını ucuz ve uygun fiyatla karşılayabilmeleri için uzun süredir yoğun bir tempo ile çalışıyoruz.

Öncelikli hedefimiz, en geniş tüketici kitlesine ulaşmak.

Bu maksatla Türkiye'nin bütün illerinde satış noktası bulunan ulusal market zincirlerinde en ucuz ve en uygun fiyatla kıyma ve kuşbaşı et satışı yapılmasını hedefliyoruz.

Bu hedefimizi gerçekleştirmek üzere dana kıymanın kilosunu 29 lira ve dana kuşbaşının kilosunu 31 liradan satmayı taahhüt eden ulusal zincir marketlere Et ve Süt Kurumumuz tarafından dana karkas et satışı yapılacaktır.

Bir yandan vatandaşlarımızın et ihtiyacını ucuz ve uygun fiyatla karşılamaları için bu çalışmaları yaparken yerli hayvan yetiştiriciliği yapan besicilerimizi de koruyacağız.

Bu doğrultuda besicilerimizin yerli hayvanlarını, Et ve Süt Kurumumuzda kesilmesi kaydıyla kilosunu 25 liradan satın alacağız.

Bakanlık olarak amacımız, hem tüketiciyi hem de üreticiyi mağdur etmeyecek bir yapı oluşturmaktır.

Tüketicilerimize uygun fiyattan et temin edilmesi ve hayvan üreticilerimizin de imkânlarının geliştirilmesi yönündeki çalışmalarımız devam edecektir.

 

Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa'da ikinci sıraya yükseldik

Su ürünleri stoklarımızı güçlendirmek ve üretim alanlarını korumak amacıyla, projeler geliştirmeye ve sektörü desteklemeye devam ediyoruz.

Son 15 yılda su ürünleri için sektöre 1,4 milyar lira destekleme ödemesi yaptık.

Su ürünlerinde son 15 yılda; yetiştiricilik üretimimiz 61 bin tondan 253 bin tona, ihracatımız 97 milyon dolardan 790 milyon dolara ulaştı.

2018 ihracat hedefimiz 1 milyar dolardır.

Türkiye su ürünleri yetiştiriciliği ve ihracatında Avrupa'da önemli bir seviyeye geldi.

Son 15 yılda yetiştiricilik üretiminde Avrupa Birliği ülkeleri arasında 7. sıradan 2. sıraya yükseldik.

Avrupa levrek ve çipura pazarında % 25 gibi önemli bir paya sahip olduk.

 

Kırsal kalkınma projelerine 2 milyar lira destek sağladık

Tarımsal üretim altyapısını güçlendirmek için, kırsaldaki vatandaşlarımızın yapacakları yatırımlara önemli oranlarda hibeler sağlıyoruz.

Ulusal bütçeli "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı" kapsamında; tarımsal faaliyetlere ilişkin yatırımlara % 50 hibe sağlıyoruz. 81 ilimizde yürütülen bu hibe program sayesinde 2006-2017 döneminde toplam; 7 bin 763 projeye, 2 milyar lira hibe desteği sağlandı.

Kırsal kalkınma hibelerinin ikinci bölümünü ise IPARD fonları oluşturuyor.

Bir kısmı AB bütçeli, bir kısmı ise ulusal kaynaklarımızdan oluşan IPARD ile 2011 yılından itibaren hibeleri yatırımcılara sunuyoruz.

2016 sonunda birinci bölümü tamamlanan IPARD ile 42 ilimizde yatırımcılara toplam 3,1 milyar lira hibe sağladık.

IPARD-1 programında Türkiye'ye aktarılan fonların %99,3'ü kullanılmıştır. Böylece tüm IPA bileşenleri arasında en yüksek fon kullanım oranına sahibiz.  

IPARD-2 dönemi ise 2017 yılında başladı.

2020 yılına kadar toplam 1 milyar 45 milyon avro hibe yatırımcılara sunulacak.

IPARD-2 kapsamında bugüne kadar 2 başvuru çağrısına çıkıldı, 1.642 proje ile sözleşme imzalandı. Bu projelere 854 milyon lira hibe verilmesi planlandı.

 

Sağlığa zararlı gıda üreten 642 firmayı kamuoyuna ifşa ettik

Bakanlık olarak, üretim kadar tüketimi de son derece önemsiyoruz.

Üretenden tüketene kadar sorumluluğu olan bir Bakanlığız.

Milletimizin güvenilir gıda tüketmesi ve sağlıklı beslenmesi amacıyla; Gıda üretimi, gıda satışı ve toplu gıda tüketimi yapılan 653 bin işletmeyi yaklaşık 7 bin gıda denetçimizle etkin bir şekilde denetliyoruz.

Bu çerçevede; 2002 yılında 39 bin olan gıda denetim sayısını, 2016 yılında 894 bine çıkardık. 2017'nin ilk 9 ayında ise 710 bin denetim gerçekleştirdik.

2012-2017 yılları arasında sağlığa zararlı gıda üreten, taklit ya da tağşiş yapan 642 firmanın 1.323 farklı parti ürününü kamuoyuna ifşa ettik.

Alo 174 Gıda Hattına tüketicilerden gelen ihbar ve şikayetler kapsamında 43 bin cezai işlem uyguladık.

Kamu ve özel olmak üzere 137 gıda kontrol laboratuvarıyla vatandaşlarımızın hizmetindeyiz.

Sağlıklı ve güvenilir gıdaya yönelik çalışmalarımız gelecek dönemde artarak devam edecek.

Ayrıca ülkemizin geleceği olan çocuklarımızın sağlıklı beslenmeleri için çalışmalarımız devam ediyor.

Okul kantini ve yemekhane gibi ortamlarda sadece 2016-2017 eğitim öğretim döneminde 36 bin denetim gerçekleştirdik, 156 işletmeye yaptırım uyguladık.

Okul sütü ve okul üzümü dağıtım programlarımız devam etmektedir.

 

Tarımsal Ar-Ge desteklerini 10 kat artırdık

Tarımda değişim ve dönüşümün, çağı yakalamanın önemli bir unsuru olan Ar-Ge için ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

Ar-Ge faaliyetlerine verilen önem çerçevesinde son 10 yılda Araştırma Enstitülerimizin alt yapıları yenilendi ve son teknolojiyle donatıldı.

Bakanlığımız Araştırma Enstitülerinde pek çok yeni çeşit ve teknoloji geliştirilerek sektörün hizmetine sunuldu; bugüne kadar toplam 696 adet yeni bitkisel ürün çeşidi geliştirildi, yurtdışına bağımlı olduğumuz patates tohumunda ilk kez 8 yeni çeşit geliştirildi, yine yurtdışına bağımlı olduğumuz yumurtacı ve etçi tavuk üretiminde 4 adet damızlık hat geliştirildi.

İnsan gıdası olarak diyet amaçlı kavuzsuz arpa ve demir içeriği yüksek siyah çeltik çeşitleri geliştirildi.

Yeni doğan buzağı, kuzu ve oğlaklar için kombine antiserum geliştirildi,

Su ürünleri yetiştiricilik sektörüne 10 yeni tür kazandırıldı.

Özel sektör ve üniversitelerin tarımsal Ar-Ge projelerine sağladığımız destek, proje başına 10 kat artırılarak 3 milyon liraya çıkarıldı.

Bugün tarımda kullanılan çeşit ve teknolojilerinin % 70'i Bakanlığımız araştırma enstitülerinde geliştirildi.

 

16 milyon çiftçimize eğitim verdik

Doğru ve bilinçli üretim yapabilmek için çiftçilerimizin eğitimine de hassasiyet gösteriyoruz; 2003-2017 döneminde 906 bin eğitim faaliyetinde 16 milyon çiftçimizin eğitimini gerçekleştirdik.

Bilginin beşte dördü İlgidir. İlgi olmadan Bilgi olmaz.

Biz de üreticimizin bilgilenmesi için gerekli ilgiyi her zaman göstereceğiz.

Tarlamızı suyla, çiftçimizi bilgiyle buluşturacağız.

 

Yeni projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz

2017 sonu ve 2018 yılında, çiftçinin alın teriyle ürettiği ürünlerin katma değerini yükseltecek yeni projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz.

Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşacağım;

Bakanlık olarak yürüttüğümüz işlerin planlanması ve üreticilere sunduğumuz hizmetlerde etkinliğin artırılması için "Kalite Yönetim Sistemine" geçiyoruz.

Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.

Yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesi çalışmalarına hız vereceğiz. Sebzecilik sektörünün tohum ihtiyacını büyük ölçüde yurtiçi üretimden karşılayacağız. Öncelikli olarak domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavunda çalışmalar başlattık.

Lif bitkisi üreticilerinin kârlılığını arttırmak ve pamuk üretimini tekstil sanayisinin beklentisini karşılayacak kaliteye çıkarmak için çalışacağız.

Bağcılık sektöründe ülkemizin rekabet gücünün artırılması amacıyla kapasiteyi geliştireceğiz.

Hayvan hastalıklarının ve buzağı ölümlerinin önlenmesi amacıyla ürettiğimiz yeni projeleri uygulamaya sokacağız.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde, çevre dostu üretim teknikleri ve sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde yeni yetiştiricilik alanları belirleyeceğiz.

Adana, Mersin ve Osmaniye illerini kapsayan Doğu Akdeniz ile Kastamonu, Sinop ve Bartın illerini kapsayan Batı Karadeniz Bölgelerinde yeni bir kalkınma projesi uygulayacağız. Proje 45 bin hane halkını doğrudan ilgilendiriyor. Bütçesi ise 96 milyon avro. Yatırımlar 2018'de başlayacak.

Tarımda ikili ve uluslararası ilişkilerimizi geliştirmek ve dış pazarları artırmak için yoğun çaba sarf edecek, çiftçimizin ürettiğini tüm dünyaya satmanın yollarını arayacağız.

Yeni Tarıma Dayalı İhtisas Besi ve Sera Organize Sanayi Bölgeleri kurulması için çalışmalarımıza hız vereceğiz.

Hayvancılığı kalkındırmanın aile işletmelerinden geçtiğini bilerek, küçük aile işletmelerine var gücümüzle destek vereceğiz.

Tarımsal potansiyelimizi daha iyi değerlendirebilmek için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapacağız.

 

Tarımsal destek bütçemiz 14 milyar 514 milyon lira

Son olarak Bakanlığımız 2018 bütçe rakamları hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum.

Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira olarak öngörülmüştür.

Bunun 14 milyar 514 milyon lirası, yani bütçemizin % 67'si tarımsal desteklemeler olarak çiftçimize, üreticimize ayrılmıştır.

İnanıyorum ki Türkiye;

  • Gıda, tarım ve hayvancılıkla daha hızlı kalkınacak,
  • Tarımda dünyada çok önemli bir yerde olacak,
  • Ciddi bir tahıl ambarı ve gıdanın merkezi haline gelecek,
  • Sadece kendi vatandaşlarının değil, dünyanın çeşitli bölgelerinde gıdaya erişim sorunu yaşayan insanların da destekçisi olmaya devam edecek, 

Gıda arz sorunu yaşamayacak ve gelecek kuşaklara daha üretken ve daha müreffeh bir ülke bırakmış olacağız."